ŞİİR TÜRLERİ
1) LİRİK ŞİİR
Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer.
ÖRNEK:
Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
Anmasınlar adını candan anan dudaklar
Annen bile okşasa benim bağrım taş olur
2) EPİK ŞİİR
Destansı özellikler gösteren şiirlerdir. Kahramanlık, savaş, yiğitlik konuları işlenir. Okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusu uyandırır. Daha çok, uzun olarak söylenir. Divan edebiyatında kasideler, Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı türleri de epik özellik gösterir. Tarihimizde birçok şanlı zaferler yaşadığımızdan, epik şiir yönüyle bir hayli zengin bir edebiyatımız vardır.
ÖRNEK:
Bizdik o hücumun bütün aşkıyla kanatlı
Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı
Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle
Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle
3) DİDAKTİK ŞİİR
Bir düşünceyi, bir bilgiyi aktarmak amacıyla yazılan şiirlerdir. Bunlar okurun aklına seslenir. Duygu yönü az olduğundan kuru bir anlatımı vardır. Kafiye ve ölçülerinden dolayı akılda kolay kaldığından, bilgiler bu yolla verilir. Manzum hikâyeler, fabller hep didaktik özellik gösterir. Ayrıca "Belirli Gün ve Haftalar"da okunan şiirler de genellikle didaktiktir.
ÖRNEK:
1)
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rutbe – i aklı eserinde
2)
Tohumlar fidana,
Fidanlar ağaca,
Ağaçlar ormana
Dönmeli yurdumda...
3)
Güzel dil Türkçe bize,
Başka dil gece bize,
İstanbul konuşması
En saf, en ince bize.
4) PASTORAL ŞİİR
Doğa şiirlerini, çobanların doğadaki yaşayışlarını anlatan şiirlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur bunlarda. Eğer şair doğa karşısındaki duygulanmasını anlatıyorsa “idil”, bir çobanla karşılıklı konuşuyormuş gibi anlatırsa “eglog” adını alır
ÖRNEK:
Hülyana karışmasın ne şehir ne de çarşı
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an
Madem ki kara bahtın adını koydu çoban
5) SATİRİK ŞİİR
Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.
ÖRNEK:
Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halini kimse sormuyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim
6) DRAMATİK ŞİİR
Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.
Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve komedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üçe çıkmıştır.
Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı’ya açıldığımız dönemde ( Tanzimat ) Batı’da da bu tür şiirler yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız da tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadir de olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi...
ÖRNEK:
"KÜFE" şiirinden:
...
Bu bir hamal küfesiymiş... Aceb kimin? Derken;
On üç yaşında kadar bir çocuk gelip öteden,
Gerildi, tekmeyi indirdi öyle bir küfeye:
Tekermeker küfe bîtâb düştü tâ öteye.
-Benim babam senin altında öldü, sen hâlâ
Kurumla yat sokağın ortasında böyle daha!
O anda karşıki evden bir orta yaşlı kadın
Göründü:-Oh benim oğlum, gel etme kırma sakın!
Ne istedin küfeden yavrum?Ağzı yok, dili yok,
Baban sekiz sene kullandı... Hem de derdi ki: "Çok
Uğurlu bir küfedir, kalmadım hemen yüksüz... "
Baban gidince demek kaldı âdetâ öksüz!
Onunla besliyeceksin ananla kardeşini.
Bebek misin daha öğrenmedin mi sen işini?"
Dedim ki ben de: -Ayol dinle annenin sözünü...
Fakat çocuk bana haykırdı ekşitip yüzünü:
-Sakallı, yok mu işin? Git, cehennem ol Şuradan!
Ne dırlanıp duruyorsun sabahleyin oradan?
Benim içim yanıyor: Dağ kadar babam gitti...
-Baban yerinde adamdan ne istedin şimdi?
Adamcağız sana, bak hâl dilince söylerken...
-Bırak hanım, o çocuktur, kusûra bakmam ben...
-Adın nedir senin, oğlum?-Hasan.-Hasan, dinle.
Zararlı sen çıkacaksın bütün bu hiddetle.
Benim de yandı içim anlayınca derdinizi...
Fakat, baban sana ısmarlayıp da gitti sizi.
O, bunca yıl çalışıp alnının teriyle seni
Nasıl büyüttü? Bugün, sen de kendi kardeşini,
Yetim bırakmıyarak besleyip büyütmelisin.
-Küfeyle öyle mi?-Hay hay! Neden bu söz lâkin?
Kuzum, ayıp mı çalışmak, günah mı yük taşımak?
Ayıp: Dilencilik, işlerken el, yürürken ayak.
-Ne doğru söyledi! Öp oğlum amcanın elini...
-Unuttun öyle mi? Bayramda komşunun gelini:
"Hasan, dayım yatı mekteplerinde zâbittir;
Senin de zihnin açık... Söylemiş olaydık bir...
Koyardı mektebe... Dur söyleyim" demişti hani?
Okutma sen de hamal yap bu yaşta şimdi beni!
(Mehmet Akif ERSOY)
<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
Yoğurt Gölü
Bir gölün kenarında Hoca bir gün
Kendi kendine bir şeyler yaparmış;
Epey yakınlarında da o gölün,
Bir adamcağızın bir evi varmış.
Tam da adam geçiyormuş oradan...
Hoca, elinde kaşık, suya eğildiği an,
Merak etmiş sormuş; "Hayrola Hoca?
Böyle kendi kendine bu koskoca
Gölün kenarında ne yaparsın ki?"
Hemen bir doğrulup bakmış seninki;
Sonra yeniden koyulup işine:
"Merak mı ettin?.. Biraz büyükçe bir iş."
"Anladık, büyükçe bir iş; ama ne?"
"Göle biraz yoğurt mayası katsam;
Şöyle bir iki kaşık..
Bir tutarsa yaşadık."
Hiçbir şey anlamamış lâkin adam;
"Göl, demiş, yoğurt mu olacak yani?
Eh Hoca, pek ömür adamsın hani!
Göl maya tutar mı? Olur iş mi bu?
Gözüm çıksın sende de akıl varsa."
Hoca kızmış: "Ben bilmez miyim onu?
Elbet tutmaz...Ama ya bir tutarsa?..."
(Orhan Veli Kanık)
Kim yazdıysa ona çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok işime yaradı.
İnim inim inliyor yüregim, Gülümse o bana yeter güzelim. İnlemekten kurtulur belki yüreğim, Mezarımı kazdılar belki de, Sen mutlu ol canım yinede. Nolur sevdiğim bırakma ellerimi, Dayanamam sen yokken yanımda...
ben gerçekten bu sayfanızı çok beğendim ama benim didaktik şiir örneğine ihtiyacım var koyduğunuz örnek çok uzun yazamıyorum daha kısa örnekler koyarsanız sevinirim ama siteniz müthiş olmuş işime çok yaradı sağooooooolllluuuuunnnnnnnnnnnnnn..........
YÖNETİM NOTU: "Güzel dil Türkçe bize / Başka dil gece bize / İstanbul konuşması / En saf, en ince bize" (Ziya Gökalp) En kısası bu... :D
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 5/4/2008 saat: 21:30
cok sağolun şiz olmasaydınız ben neyapacaktım
YÖNETİM NOTU: Siz de sağolunuz ama biz olmasak başka bir "biz" bulunurdu emin olun.Yeri dolmayacak hiçbir şey yoktur: Mezarlıklar yeri doldurulamayacak insanlarla doludur. :)
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 30/1/2008 saat: 00:47
BAŞKA SİTELERDE DRAMATİK ŞİİRE ÖRNEK YOK DİYO AMA BURDA VAR NASIL OLUYO ANLAMADIM :D BU ARADA DAHA KISA BİR ŞİİR BULSANIZ TAM SÜPER OLACAK BEN YAZARKEN KISALTMAYA ÇALIŞTIM AMA BECEREMEDİM:) :)
AHMET KOÇAK: O sitelerde genelde "dram" ile "drama" karıştırıldığı için hem yanlış tanımlar verilir hem de "acıklı şiir" örneği verilir. YANLIŞTIR.
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 24/12/2007 saat: 22:23
ya cok güzeldi ya tesekkür ederim ama dramatik şiire kısa örnek yok muydu? olsun ama yine de güzeldi saolunn
AHMET KOÇAK: Sevgili Fatmanur,
Bir kısmını alarak kısaltabilirsin... :)
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 23/12/2007 saat: 22:08
ben antalyadan şule çok teşekkür ederim ya çok yardımcı oldunuz çok teşekkürler.....
AHMET KOÇAK: Antalya'dan Şule... Adında "Gülşah" yazıyor. :)
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 27/11/2007 saat: 21:25
SAOLUN VAROLUN COK IYI OLMUS TA DRAMATIK SIIRE DAHA IYI ORNEK BULAMADINIZMI
AHMET KOÇAK: Evet haklısın daha iyi örnekler var. Özellikle tiyatro biçiminde yazılmış olanlar...Ama en kolay bulabildiğim bu...
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 26/11/2007 saat: 02:32
Ben 3 Kıtalık Atatürk'le ilgili şiirler Bulmak istiyorum Ama bulamıyorum LütfeN Bulun ! Uzun Olsun CevaBıNıZı BeKLiYoRuM!!! =)
AHMET KOÇAK: Sevgili Türkiye, www.google.com dan bulunmayacak birşey değil. www.antoloji.com...
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 5/11/2007 saat: 23:18
ya bisim hoca uzun şiir istiyomuş azarı yedik
AHMET KOÇAK: Sevgili Sedef, bence şiirin türünü anlmak için uzun olmasına gerek yoktur. Kaldı ki "uzunluk" kavramı bile göreceli değil mi? Yani üç kıta olursa uzun mu? Ya da dört kıta... Birisi de çıkıp 41 dize 10 bölüm olan milli marşımıza "Kurtuluş Savaşında çekilenlere oranla İstiklal Marşı kısadır." diyebilir. Önemli olan şiirin uzunluğu değil türü yansıtmasıdır. İyi günler... Azara gelince... Ben de bir öğretmenim ama şiir türleri konusunda "Bu şiir kısa" diye beğenmeyen azarlar da... Ben olsaydım yapmazdım. :)
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 5/11/2007 saat: 00:50
ii güzelde didaktik şiire de örnek olsaydı ii olcaktı
YÖNETİM NOTU: Birisi Ziya Gökalp'in olmak üzere tam üç tane örnek var. Sanırım gözünden kaçmış. Hem "Belirli Gün ve Haftalar"da hiç mi şiir okumadın. Alayı didaktik işte... :D Ahmet KOÇAK
Düzenleyen edebiyatturkce gün: 28/10/2007 saat: 18:54
tek bunlar mı??? Başka yok mu???