TURKCE_DERSi - TÜRKÇE EĞİTİM VE EDEBÎ DÜŞÜNCE SİTESİ - Blogcu - Sayfa 3



TÜRKÇE EĞİTİM VE EDEBÎ DÜŞÜNCE SİTESİ

Anlatım

Kategori: TURKCE_DERSi

A.SÖZLÜ METNİN ÖZELLİKLERİ:

1. Bir konuyu, sahip olduğumuz birikimi kullanarak bir plân çerçevesinde anlatmadır.
2. Anlatılacak konu dinleyicileri ilgilendirmelidir.
3. Anlatıcı konuyu detaylarıyla kavramış olmalıdır.
4. Anlatılacaklar, bir plâna göre sıralanmalıdır.
5. Dilin, açık ve anlaşılır olmasına dikkat edilmelidir.
6. İfadeler, duygu düşünce ve hayallerle zenginleştirilmelidir.
7. Kelimelerin ses vurgu ve tonlamalarına uyulmalıdır ve buna dikkat edilmelidir.

B.Yazılı Metnin Özellikleri

1. Bir konuyu, sahip olduğumuz birikimi kullanarak, bir plân çerçevesinde yazıyla ifade etmektir.
2. Metinde anlatılanlar, kalıcı özelliğe sahiptir.
3. Yazılı bir metnin oluşturulabilmesi için kişinin belli bir kültürel birikime sahip olması gerekir.
4. Yazacağı türün özelliklerini bilmesi ve bu özelliklere uygun bir yazı oluşturması gerekir.
5. Dilin yapısına ait özelliklerin bilinmesi, cümlelerin kuruluş biçimlerinin doğru olması gerekir.
6. Metnin anlaşılır bir dil ile oluşturulması, metinde sanatlı ifadelerin kullanılmasına engel teşkil etmez.
7. İfade yazlı olarak okuyucunun gözünün önünde olması sebebiyle ilgi – takip oranı daha elverişlidir.
8. Duygu ve düşüncelerin daha iyi anlaşılabilmesi için değişik anlatım biçimleri kullanılmalıdır ve kullanılır.

İyi Bir Okuyucu-Yazıcı Olmanın Özellikleri

A. İyi Bir Okuyucu Olmanın Özellikleri


1. Okuma belli bir amaca yönelik olmalıdır.Neyi niçin okuduğunu iyi bilmelisin.
2. Her şeyi aynı okuma biçimiyle okumamalıdır, kendince bir okuma plânı olmalıdır.Kitap, dergi, gazete ve ansiklopedilerin okumaları farklı farklı olmalıdır.
3. Okuduklarından faydalanabilmesi için gerekli yerlerde not almalıdır.
4. Okuduklarımızla bilgi havuzumuzu doldurur, kültürel birikimimizi artırırız.
5. Okuma geçmişle kültür bağımızı kurmanın yanında kişinin sosyal alanda belli bir yer edinmesini de sağlar. Hiç okuyanla okumayan bir olur mu?
6. Bir metni okurken kendimizi metinle bütünleştirmeliyiz.
7. Okurken belli türlerden zevk alır hâle gelmişsek o tür kitapları daha bir sıklıkla okumalıyız.
8. Meslek bilgisini genişletme ve meslekte ilerleme imkanı elde eder.
9. Araştırmaya yönelik okumalarda tarafsızlık ön plâna çıkmalıdır; yani okuyucu tarafsız olmalıdır.
10. Okuma şartlarına uymak zorundayız. Bu şartlar:Seçme, Anlama, Zevk alma, Değerlendirme, Okuma ortamı, Okuma hızı, Zihni toplama, Kaynak bilgileri öğrenme, Kalıcı olma.

B. İyi Bir Yazıcı Olmanın Özellikleri

1. Yazıcı olmak okuyucu olmaktan çok farklıdır. Herkes okuyucu olabilir ama herkes yazıcı olamaz.
2. Yazma kabiliyetimizin hangi türlere yönelik olduğunu iyi keşfetmemiz lazım.
3. Yazı, elde ettiğimiz kültürel birikimimizi ve yaşadığımız güzellikleri sonraki nesillere aktarır.
4. Tarihte, yer almanın şartlarından birini yerine getirmiş olur.
5. Yazdığımız her yazı, varlığımızın sınırlarından bir sınırdır.
6. Yazının kullanıldığı dilin özelliklerini ve inceliklerini gayet iyi bilmelidir ve bilir.
7. Cümlelerini oluştururken kelime hazinesinden, anlam açısından edebî sanatlardan yüksek derecede yararlanır.
8. Yazarın kullandığı kelimeler, tamamlamalar, cümle kurma biçimleri o yazarın üslûbunu oluşturur.
9. Yazı türlerinin inceliklerini bilir ve yazısında bunlara uyar.
10. Cümlede kullandığı kelimelerin yazılış biçimlerine dikkat eder, yazım yanlışı olmamasına özen gösterir. Noktalama işaretlerini anlamın en sert sınırlarını çizmede güzel bir şekilde kullanır.
11. Yazacağı konuda önceden belli bir araştırma yapmış olur ve yazısını birikimi elde ettikten sonra yazar.

İyi Bir Dinleyici-Konuşmacı Olmanın Özellikleri

A. İyi Bir Dinleyici Olmanın Özellikleri

1. Birikim kazanmanın yollarından birinin de dinleme olduğunu bilir.
2. Söylenenlerin iyi ve doğru şekilde anlaşılması, incelik ve derinlikleri ile kavranması ve bilgi duygu ve düşüncelerin doğru ve etkili bir şekilde anlaşılıp aktarılabilmesi alışkanlıkları iyi bir dinleyici olmaya bağlıdır.
3. Dinleme ile ilgili bu alışkanlıkları ve yetenekleri kazanmak istekli amaçlı ve disiplinli bir dinleme ile sağlanabilir. İsteksiz, amaçsız ve disiplinsiz bir dinleme sadece vakit öldürmektir.
4. İyi bir dinleme faaliyeti için önemli bir nokta da ortamın dinlemeye uygun olmasıdır. Ortam sessiz değilse, farklı konularda farklı konuşmalar varsa orada dinlemeden söz edilemez.
5. Dinlerken not almak da iyi bir dinleyici olmanın özelliklerindendir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için konuşmacıyı dikkatle dinlemeli ve gerekli gördüğümüz hususları not almalıyız.
6. Konuşulanları tam ve doğru anlama, konuşmanın akışı içerisinde, kopukluklara uğramadan dinlemekle mümkündür.
7. Ön hazırlık yapılmış istekli, amaçlı ve disiplinli dinleme, dinlenilenleri kavramayı kolaylaştırır.
8. Dikkatli dinleyici, konuşmacının, konusunu ortaya nasıl koyduğuna, bunu yaparken ne şekilde hareket ettiğine dikkat etmelidir. Konuşmacının konuyu ortaya koyarken, ana fikri söyleyip söylemediği, aranması gereken bir başka noktadır. Dinleyici, ortaya konan ana fikri destekleyen, onu doğru göstermeye çalışan ve ona kuvvet kazandıran yardımcı fikirlerin ortaya konuluş şekline ve sırasına dikkat etmelidir. Bu dikkat; dinleyiciye, konuşma boyunca ele alınıp işlenen düşüncelerin tam bir krokisini çıkarma imkânı verir.
9. Dinlediklerimiz üzerinde daha önceden bilgi birikimimiz mevcut olabilir. Bu bilgiler, dinlediklerimizle uyum içerisinde olduğu gibi aynı yönde de olmayabilir.Ayrıca dinlediklerimiz arasında anlayamadığımız, anlayıp da benimsemediğimiz bilgi ve fikirler bulunabilir. Bunlara açıklık getirmek için konuşmacıya sorular sorabiliriz. Ancak, yerinde soru sorabilmek içinde iyi bir dinleyici olmak gerekir. Sorular nezaket kuralları içinde olmalıdır. Benimsemediğimiz görüşleri de saygı ile karşılamalıyız.
10. Soru sormada şunlar yapılabilir: Karmaşık olanı sorma, örneklendirilmesini isteme, yoğun ve açık olmayan ifadeleri sorma gibi...

B. İyi Bir Konuşmacı Olmanın Özellikleri

1. Etkili konuşma yapmak, konuşmamızın amacıyla doğrudan ilgilidir. Biz konuşmamıza önem veriyorsak konuşma biçimimize de önem vermeliyiz.
2. Etkili ve güzel konuşmak aynı zamanda iyi bir iletişim kurmamızın da göstergesidir.
3. Konuşma öncesinde mutlaka, konuşacağımız konularda bir hazırlık yapmamız gerekir.
4. Başarılı bir konuşmacı olabilmenin şartlarından biri de kendimize güvenimizdir. Kendimize güvenimiz olmazsa etkili konuşmamız söz konusu olamaz. Zihin gücünün gelişmesi yazma ve konuşma sanatındaki incelikleri öğrenme zamana ve devamlı çalışmaya bağlıdır.
5. Konuşmanın belli bir belgeye ve bilgiye dayanması gerekir. İyi bir konuşmacı, hangi bilgiyi, nereden, nasıl ve hangi ölçülerde alabileceğini bilir.
6. Bir konu etrafında toplanan her bilgi ve belgeyi seçmek ve onları belli bir plân içinde vermek önemlidir. Ana plân ve yönetici fikir, bu fikirlerin birbiri ardınca sıralanışını ve aralarındaki bağlantıyı düzene koyar ve sonuca varmayı kolaylaştırır.
7. Konuşmamızı bilgi ve belge yönüyle hazır hale getirdikten sonra onu yazmalıyız. Metni hazır olduğuna inanıncaya kadar tekrar tekrar okumalıyız. Gerektiğinde ayna karşısında veya ses kayıt cihazları ile provalar yapmalıyız.
8. Konuşmaya başlarken önce konuşmacı, giyinişine dikkat etmeli, topluluk karşısına düzgün bir kıyafetle çıkmalıdır.
9. Konuşmacı konuştuğu mekânı ve dileyicileri yadırgamamalı, onları benimsemeli, hatta mekân ve kişilerin bir parçası olduğu hissini uyandırmalıdır.
10. Ses tonunu iyi ayarlamalıdır konuşmacı. Çünkü, dinleyicinin dikkatini ve ilgisini konuşmaya bağlayacak önemli bir araç da ses tonudur.
11. Konuşmada dile getirilen duygulara, ortaya konulan fikirlere göre ses, yumuşaklık,tatlılık,kuvvet, sertlik ve kesinlik kazanmalıdır. Konuşmada bunları sağlamak için vurgu önemli yer tutar. Türkçe’de vurgu genellikle kelimelerin son heceleri üzerindedir.
12. İyi bir konuşmacının dikkat edeceği hususlardan bir de telaffuzdur. Kelimeleri doğru telaffuz edemeyen konuşmacı topluluk önünde gülünç duruma düşer. Bu sebeple kelimelerin telaffuzunu yazı dilindeki söyleyişe göre ayarlamalıdır. Kültür dilinin benimsediği seslerle konuşmak, konuşmanın hem etkisini artırır hem de kolay dinlenilmesini sağlar.
13. Konuşmacının dikkat edeceği bir başka özellik tonlamadır; Sesin çeşitli yüksekliklerde olmasına tonlama denir. Bu, konuşmanın bir çeşit bestelenmesi anlamına gelir. Kelimeler ve cümleler tonlamalarına göre çeşitli anlam zenginliği kazanır.
14. Konuşmanın süresi iyi ayarlanmalıdır. Konuşmacı, konuşmasına başlamadan süresini ayarlamalı ve söylemek istediği her şeyi o süre içinde söylemelidir.
15. Edebiyat ve müzik gibi kendi içinde süreklilik gösteren eserlerde bitiş önemlidir. Bütün etki buradadır. İstenilen sonuç bu bölümde alınır. Konuşmacı, bütün konuşma boyunca dile getirdiklerini, geliştirdiği fikirleri, verdiği örnekleri toplayacak ve gerilimi vurgusu, tonu inandırıcılığı yüksek bir ifade dolu, kısa bir paragrafla dinleyiciye tekrarlayacaktır.Atatürk’ün Büyük Nutuk adlı eseri TBMM’de yapılmış uzun bir konuşmadır. Bu konuşmanın sonu, Gençliğe Hitabe’dir. Bu hitabe de her bakımdan eksiksiz bir sonuçtur.
16. Konuşmacı sorulan sorulara içtenlikle ve açıklıkla cevaplamalıdır.
17. Konuşma sırasında, konu ile ilgisi olmayan sözler söylemek, anlamsız kelimeler kullanmak, yersiz davranış ve jest ve mimikler yapmak yanlış olur.
18. Konuşmaya başlamadan önce konuşmacı metne iyi hazırlanmalıdır.
19. Konuşmada, dinleyicileri rahatsız edecek şekilde genel anlayışa aykırı argo, kaba ve çirkin ifadelere yer vermemelidir.

Metin Özetleme

Bir metni özetlemek, o metnin can damarlarını, esas hedefini bulmak ve onu tespit etmektir. Metnin yazılış amacı olarak sayabileceğimiz ana düşüncenin bulunması ve ana düşüncenin doğru algılanabilmesi ve anlaşılabilmesi için ona yardımcı olan yan düşüncelerin de iyi anlaşılması gerekir. İyi ve dikkatli okunmamış bir metnin yeteri kadar anlaşılabilmesi mümkün değildir. Bir metni özetlerken ana hatlarıyla şunlara dikkat etmemiz gerekir:
a. Metni okumaya başlamadan önce o metni anlayabileceğimize ve ondan faydalanabileceğimize inanmalıyız. Faydası olacağına inanmadığımız ya da herhangi bir fayda beklemediğimiz bir metinden bir şey anlayabilmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla, bizim metne bakışımız pozitif yani olumlu olmalıdır.
b. Metin içerisinde kendimizce güzel gördüğümüz, can alıcı cümlelerin altını çizmeli ve gerekli yerlerde not almalıyız.
c. Metne bir bütün olarak bakmalı ve metni bir bütünlük içerisinde değerlendirmeliyiz. Metne hakim bir bakış açısıyla onu incelemeye alırsak metnin neresinde ne var, hangi temel düşüncelerden bahsedilmiş bunları kolayca bulabiliriz.
d. Metnin tür özelliklerini iyi bilmemiz gerekir. Her metin aynı özellikte ve türde değildir. Bir roman veya hikâye ile bir makale ya da deneme yazısı aynı özellikleri taşımaz. Taşıması da mümkün değildir. Çünkü onları farklı kılan da anlatımlarındaki, kuruluşunda ve kurgulanışındaki birbirine benzemeyen yönleridir. Dolayısıyla her metin farklı şekilde özetlenir. Bir roman veya hikâyede öncelikle olay örgüsünün nasıl oluştuğuna bakmak ondan sonra şahısların bu olaylardaki rol alış biçimlerine vurgu yapmak başlangıç olarak yeterli olsa da bu, diğer türler için geçerli değildir.
e. Düşünce yazılarında özetleme işine, ana düşüncenin bulunmasından başlanmalıdır. Ana düşünceyi tespit ettikten sonra geriye kalanın özetlenmesi kolaydır. Ana düşünce, yazarın okuyucusuna duyurmak, ulaştırmak, iletmek istediği düşüncedir. Başka bir ifadeyle, yazının varlık sebebidir.
f. Bir metinde güzel bulduğumuz düşüncelerin ifade edildiği cümleleri not alırken yakın cümleler varsa altını çizmede farklı kalemler kullanmamız düşüncelerin belirgin olmasına ve bizim seçiciliğimizin net olmasına vesile olur, dolayısıyla metni anlamamız da kolay olur. Metni anlayınca onu özetlemek de kolaylaşmış demektir.
g. Özetleyeceğimiz bir kitap ise o kitabın içerisine bir kâğıt koyup o kitabı okurken notlarımızı o kâğıda almamız da özetlemeyi kolaylaştırıcı sebeplerdendir.

Başlık

Başlık, o yazıda işlenilecek ya da işlenmiş fikrin izlerini taşır, yazanı konudan uzaklaştırmamaya, okuyanın o şeyi daha iyi kavramasına yol açar. Yazıya başlık seçmek oldukça önemlidir; işlenilen fikre uygun olursa o yazının bütününü daha etkili ve anlamlı hâle getirir. Başlık, konu demek değildir; konu kelimesinin anlamı başlığa göre daha geniştir. İyi bir başlık, konu değil kompozisyondaki esas düşünceyi içerir; okuyanların, esas düşünceye dikkatini çekmeye yarar. Bir başlığın iyi olabilmesi için
a. Yazının ana düşüncesini etkili bir biçimde anlatması,içermesi
b. Uzun değil, kısa ve birkaç kelimeden ibaret olması
c. İlgi çekici ve anlamlı olması lazımdır.

Yazının ilk cümlesi daima bağımsızdır; başlık ilk cümlenin bir parçası sayılamaz. Meselâ Hırçın Kız başlıklı bir yazıya, “Orta hâlli bir ailenin çocuğu idi.” cümlesi ile değil, “Hırçın Kız, orta hâlli bir ailenin çocuğu idi.” diye başlarız.

Metinlerin Ayrıntılarını Derecelendirme

Metinleri incelemek için onları değişik açılardan ele almak lazımdır. Bunları şöyle sınıflandırmak ve incelemek mümkündür:


ANLATIM YÖNÜYLE: Bir metin oluşturulurken nelere dikkat edilmiş, anlatım yollarından ve tekniklerinden hangisini kullanmış bunlar incelenebilir. Anlatım teknikleri şunlardır:


a. Öyküleme(hikâye etme): Duyguları, düşünceleri, söylenmek istenenleri, anlatılanları, bir olay içinde ya da bir olaya bağlayarak anlatma şeklidir. Olay kaynaklı edebî türlerde bu anlatım şekli sık sık kullanılır. Özellikle roman ve hikâye türünde kullanılır, ayrıca anı,biyografi, gezi, tarih gibi türlerde de öykülemeden yararlanılır. Öyküleme tarzında belli ögeler yer alır. Öykülemeyi oluşturan ögeler; zaman, yer, şahıs kadrosu ve olay şeklinde sıralanabilir. Olay, öykülemenin temel unsurudur. Olay; bir durumdan başka bir duruma, bir yerden başka bir yere ve görünüşe geçiştir. Olay için, olayın içinde yer alacak şahıslara, olayın geçeceği bir yere ve her olay için bir zamana ihtiyaç vardır.Yer, zaman ve şahıslar olayın unsurlarıdır. Habercilikte bir genel ölçü olarak kabul edilen 5N+K öykülemede vardır. Ne, nerede, niçin, ne şekilde, nasıl ve kim ? sorularına cevap bulunur.


b. Betimleme(Tasvir Etme): Varlıklara ait belirleyici özellikleri ortaya koyma, ayırıcı özelliklerini belirtme ve varlıkları, kelimelerle resimlendirme işine betimleme denir. Betimlemede varlıkların duyularımız, hislerimiz üzerindeki etkileri, tesirleri anlatılıyorsa bu tür betimlemelere izlenimsel betimleme denir; bu tür betimlemelerde öznellik vardır. Bazı betimlemelerde ise yazar, duygularını işin içine hiç karıştırmaz. Bu tip betimlemelerde okuyucuyu bilgilendirmek esastır. Yazar, duygularını anlattıklarına katmaz. Yazar anlatımda alabildiğine nesnel davranır.


c. Açıklama : Öğretmek, bilgi vermek, tanıtmak amacıyla yazılan yazı türlerinde sık sık kullanılan bir anlatım biçimidir. Açıklama tarzındaki anlatım biçiminde öğretmek esastır. Konuyu anlaşılır hâle getirmek için yer yer diğer anlatım şekillerinden de yararlanılabilir. Açıklama; ele alınıp işlenilen konu üzerindeki birtakım soruları cevaplama işidir. Açıklama pek çok konuda ve alanda kullanılır. Yeni bir buluş açıklanabileceği gibi tehlikeli bir durumda yapılması gerekli faaliyetler de açıklanabilir.


d.Tartışma: Farklı düşünen birinin fikirlerini değiştirebilmek amacıyla kullanılan anlatım biçimidir. Tartışma; bir konunu farklı yorumlanmasından, anlaşılmasından doğar. Tartışma tarzındaki anlatım biçimine karşı tarafın görüşlerini çürütmek, onu geçersiz hâle getirmek esastır. Bunun için önce, karşı tarafın görüşü ele alınıp incelenir. Geçici bir süre için karşı görüşlerin doğruluğu kabul edilir. Bu aşamada “tutalım ki, kabul edelim ki, varsayalım ki, düşünelim ki” gibi sözlerle karşılaşmak mümkündür. Karşı görüşlere söz hakkı verildikten sonra, o görüşlerin çürütülmesine geçilir. Bu sırada çeşitli örneklerden, karşılaştırmalardan ve çeşitli kişilerin görüşlerinden yararlanılır. Tartışmada birden fazla değil, bir tek konu ele alınıp incelenir. Ortaya atılan teklif açık ve tek yanlı olmalıdır. “Çocuk, okula kaç yaşında başlamalıdır?” konusu, tartışma tarzındaki anlatım biçiminde ele alınmaz. Fakat, “Çocukların altı yaşında okula başlaması faydalıdır.” görüşü incelenebilir.


e.Tanımlama: Bir kavramın ne olduğunu, ne işe yaradığını, belirleyici özelliklerini ortaya koyarak anlatma yöntemidir. Tanımlama için, mutlaka, tanımı yapılacak bir kavrama, varlığa ihtiyaç vardır. Meselâ; “teknik” kavramını “kültür” kavramını tanımlayabiliriz. “Şiir, kelimelerle güzel şekiller kurmak sanatıdır.” Kısaca söylemek gerekirse “Ne, nedir?” sorusuna cevap tanımlamadır. Bir paragrafta birden fazla tanımlama yapılmışsa karşılaştırma yapılmış demektir.


f.Karşılaştırma: Düşünceyi geliştirmenin, farklı anlatım yapmanın bir başka yolu da karşılaştırmadır. Karşılaştırma; iki ayrı varlık ya da kavram arasındaki ortak, benzer veya zıt özelliklerin, yönlerin ortaya çıkarılmasıdır. Karşılaştırma, gerek konuşmalarda gerek yazılı anlatımda sık sık başvurulan, düşünceyi geliştirme yollarından biridir. İki varlık karşılaştırılabileceği gibi, insan ile hayvan, iki ayrı görüş, iki ayrı sanat dalı veya sanatçı karşılaştırılabilir.Karşılaştırmada, kavramlar arasında karşılaştırılacak bir yönün olması gerekir. Karşılaştırmalarda bir kavram anlatılıp özellikleri sıralandıktan sonra diğer kavrama geçilirken “.... ise, hâlbuki, ama, yalnız, fakat” gibi bağlaçlar sıkça kullanılır.


g.Tanık Gösterme: Anlatılmak istenen bir düşünce, başkalarının görüşlerinden yararlanılarak da geliştirilebilir ve anlatılabilir.Bu duruma tanık gösterme adı verilir. Tanık göstermede herkesin görüşlerinden yararlanmak mümkün değildir. Görüşüne başvurulan kişinin o alanda uzman, yetkili, ve söz sahibi olması gerekir. Tanık göstermeye bu fikri inandırıcı hâle getirmek üzere başvurulur. O alanda söz sahibi kişilerin fikirlerine karşı çıkılması mümkün değildir. Ancak, şiir konusunda bir gazetecinin görüşlerine, ekonomi hakkında da bir sanatçının fikirlerine başvurulmaz. Tanık gösterme şeklindeki anlatımda önce yazıyı yazan kendi görüşlerini ortaya koyar, sonra da tanık gösterdiği kişinin düşüncelerini aktarır.


h.Örneklendirme: Soyut durumdaki bir görüşe, düşünceye somutluk kazandırma işidir. Örneklendirme ile anlatılmak istenen düşünce okuyucunun zihninde belirginlik kazandırır ve düşünce okuyucunun zihninde canlanır. Ortaya atılan görüşü, ilgili örneklerle açıklamak ve düşünceyi inandırıcı hâle getirmektir. Örneklendirmeye, düşünceye somutluk kazandırmak amacıyla başvurulur. “Y sınıfı, başarılı bir sınıftır.” cümlesi soyut bir düşüncedir. Bu fikri inandırıcı kılmak için, bu sınıfın başarısını ortaya koyan örnekler verilmelidir. Not ortalaması en yüksek sınıfın bu sınıf olduğu, en yüksek ortalaması olanların bu sınıfın öğrencileri olduğu örnek olarak verilebilir.


i.Benzetme: Ararlarında ortak yön bulunan iki kavramdan zayıf olanın kuvvetli, güçlü olana benzetilmesidir. Benzetme, anlatıma güç ve çekicilik kazandırmak için kullanılır. Bir varlık anlatılırken benzetme yoluyla diğer bir varlığın özelliklerinden yaralanılır. Benzetmede bir benzeyen, bir kendisine benzetilen vardır. Bir de iki varlık arasındaki benzetmenin yönü vardır. “İnci gibi parlayan dişleri vardı.” Dişler parlaklık yönüyle inciye benzetilmiştir

21:25 - 11/10/2006 - yorum {4} - yorum yaz

Zarflar

Kategori: TURKCE_DERSi

ZARFLAR (BELİRTEÇLER)

 

            Fiilleri, fiilimsileri, sıfatları ve zarfları niteleyen kelimelere denir. 

Güzel okudu.     /  Güzel okumak   /   Çok güzel         / Çok güzel  okudu.

Zarf    Fiil             Zarf    Fiilimsi      Zarf  Sıfat  İsim     Zarf  Zarf   Fiil

Zarfların Anlam Bakımından Çeşitleri

  1. Durum Zarfları
    1. Niteleme Zarfları
    2. Kesinlik Zarfları
    3. Olasılık Zarfları
    4. Yaklaşıklık Zarfları
    5. Yineleme Zarfları
    6. Üleştirme Zarfları
    7. Sınırlama Zarfları
  2. Zaman Zarfları
  3. Miktar (Azlık-çokluk, nicelik, ölçü) Zarfları
    1. Eşitlik Zarfları
    2. Üstünlük Zarfları
    3. En üstünlük Zarfları
    4. Aşırılık Zarfları
  4. Soru Zarfları
  5. Yer-yön Zarfları

1.DURUM ZARFLARI

            Fiil veya fiilimsilerin yapılış biçimine açıklık getiren zarflara denir. Durum zarflarının özellikleri ve çeşitleri şunlardır:

a)Niteleme Zarfları : Fiil ve fiilimsilerin yapılışını bildiren ve “nasıl” sorusuna cevap veren zarflardır. Güzel yazdı. Hızlı oturdu.

Bazı niteleme zarfları ikileme veya edat öbeği şeklinde olabilir: Koşa koşa geldi.   Yorgun gibi görünüyorsun.

b) Kesinlik Zarfları: Fiillerin ve fiilimsilerin yapılışına kesinlik anlamı katan zarflardır. Başlıca kesinlik zarfları şunlardır: Elbet, şüphesiz, ne olursa olsun, elbette, mutlaka, kuşkusuz, eninde sonunda, er geç, hiç, asla, hiç mi hiç... Asla gitmeyeceğim. Kesin  gelirim.

 

c) Olasılılık (İhtimal) Zarfları :  Fiillerin anlamına olasılık katan zarflardır: Başlıcaları şunlardır: Galiba, ola ki, sanırım, herhalde, belki, bakarsın, tut ki, varsayalım, say ki, tahminen...Bakarsın giderler. Herhalde okuyacaktır.

      Yeterlilik fiilleri olasılık anlamı taşıdığı için, bu fiillerle olasılık zarflarının aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

      Çarşıya gidebiliriz (Doğru)

      Belki çarşıya gideriz. (Doğru)

      Belki çarşıya gidebiliriz. (Yanlış)

 

Ç) Yaklaşıklık Zarfları : Fiillerin anlamını etkileyen, ayrıca miktar ve zaman zarflarına yaklaşıklık anlamı katan zarflardır. Bu zarflar, cümleye “tam değil, ona yakın, biraz fazla” gibi anlamlar kazandırır.

Aşağı yukarı üç yıldır gelmiyor.  / Takriben saat bir’de gittik. / Hemen hemen on  milyonum var / Yaklaşık üç aydır uğramıyor.

 

      Yaklaşıklık zarflarının bulunduğu cümlelerde “tam” kelimesini kullanmak dil yanlışına yol açar.

Aşağı yukarı tam yüz milyonum var (Yanlış)

 

d) Yineleme Zarfları : Daha önce gerçekleşen bir fiilin, tekrarlandığını belirten zarflardır. Başlıcaları şunlardır: Yine, ikide bir, bir daha, kimi kez, tekrar, ara sıra, bazen, bazı bazı, sık sık...Başım yine çok ağrıyor.

“de” bağlacının bazı kullanımlarda yineleme anlamı görülür: Bu sene de izin kullanmadım.

e) Üleştirme Zarfları : Üleştirmeli sayı kelimelerinin genellikle ikileme biçiminde fiil ve fiilimsilere yönelik olarak kullanılmasıdır. İçeriye ikişer ikişer girin. / Teker teker gelin.

 

f) Sınırlama Zarfları : Fiillere zaman ve ölçü bakımından sınır getiren zarflardır. Başlıcaları şunlardır: En erken, ancak, en çok, en az, en fazla, artık, en geç...Bu para en çok üç ay gider.

            “Ancak” ve “yalnız” kelimeleri “sadece” anlamında kullanılıp isme sınır getirirse edat olur. Ayın kelimeler “sadece” anlamında kullanılıp fiile sınırlama getirdiğinde zarf görevini üstlenir. “Ancak, yalnız” kelimeleri “fakat” anlamında kullanılırsa bağlaç olur.

Bu işi ancak Ali yapar (Edat) / Bu para ancak üç ay yeter(Zarf)  / Bu hastalığa yalnız iki ay dayanılır (Zarf) / Okula giderim; yalnız derse girmem.(Bağlaç)  / Size gelirim; ancak televizyon seyredeceğiz. (Bağlaç)

            “Yalnız” kelimesi isim, sıfat ve niteleme zarfı olarak da kullanılır:

O her zaman yalnızdı. (İsim)  / Yalnız adam kimseyle konuşmazdı. (Sıfat) / Bu adam şu evde yalnız oturuyor. (Niteleme Zarfı)

 

NOT : “Artık” kelimesi “bundan sonra” anlamına gelirse zarf olur: Artık size güvenmiyorum. “Artık” kelimesi isim ve sıfat olarak da kullanılabilir. Ekmek artıkları (İsim) / Artık kumaş (Sıfat)

 

2. ZAMAN ZARFLARI

 

            Fiil ve fiilimsilerin yapılış zamanını bildiren zarflardır. Başlıcaları şunlardır: Geçen ay, geçen yıl, geçen hafta, geçen gün, geçen asır, gelecek sene, gelecek hafta, biraz sonra, bugün, henüz, on gün önce, dün, bu sabah, biraz önce, şimdi, demin, şimdilik, ileride, şu anda...

            Zaman zarfları fiil ve fiilimsileri niteleyerek “ne zaman” sorusuna cevap verir. Zaman bildiren her kelime zarf değildir. Dün geldi. (Zarf) / Dünü unutalım. (İsim)

            Bazı deyimler, zaman zarfı olur: Eli kulağında gelir. (Zaman Zarfı)

            “İleride” kelimesi cümlede kullanılışına göre bazen isim, bazen zarf olur: İleride bir adam duruyor. (İsim)  / İleride size oturmaya geleceğim. (Zaman zarfı)

 

3. MİKTAR (ÖLÇÜ, NİCELİK, AZLIK-ÇOKLUK) ZARFI

 

            Fiillerin ve fiilimsilerin miktarını bildiren zarflardır. Bu zarfların en önemli özelliği fiil ve fiilimsilerden başka sıfatları ve zarfları da niteleyebilmesidir. Miktar zarfları dörde ayrılır:

a)      Eşitlik Zarfları: “Kadar” ve “denli” edatlarıyla oluşan ve fiillerle fiilimsileri niteleyen öbeklerdir. Ben de İsmet kadar çalıştım. (Eşitlik zarfı) / Cennet kadar güzel Ülkem.

Eşitlik Zarfı    Sıfat   İsim

“Kadar” edatıyla oluşan öbekler, ismi niteleyerek sıfat olabilir: Bacak kadar çocuk. (Sıfat) / Dünya kadar çalıştım. (Zarf)  / Dünya kadar iş. (Sıfat)

 

b)      Üstünlük Zarfları :  Fiilleri, fiilimsileri, sıfatları ve zarfları niteleyen “daha” kelimesidir. Bu yetmedi, daha ver. (Üstünlük zarfı) / Daha  güzel bir söz.  / Daha       iyi     çalıştı.

Üst.Zarfı   Sıfat       İsim   Üst.Zarfı  Zarf  Fiil

“Daha” kelimesi “bir” kelimesiyle öbekleşince, bir işin tekrarlanacağını anlatır. Ve yineleme zarfı olur. Bu sınavda şansımı bir daha deneyeceğim.  (Yineleme zarfı)

 

c)      En üstünlük Zarfı : Sıfatları ve zarfları niteleyen “en” kelimesidir. En   güzel çiçek, çocuktur.

 

Ç) Aşırılık Zarfları : Fiillerin ve fiilimsilerin anlamlarına doğrudan veya zarflar aracılığıyla  aşırılık anlamı katan zarflardır. Bu zarflar ayrıca niteleme sıfatlarının da anlamlarına aşırılık kazandırır. En çok kullanılanları şunlardır: Gayet, çok, az, azıcık, biraz, birazcık, oldukça, pek, fazla, fazlaca....Çok konuşuyorsun. (Zarf) / Oldukça güzel günler   yaşıyoruz.   /  Fazla sert davranmayın.  / Az çalışmak seni başarısızlığa iter.

Zarf        Sıfat  İsim                         Zarf   Zarf              Zarf  Fiilimsi

 

            Miktar zarfları, niteledikleri sıfatlarla beraber düşünülürse, sıfat öbeği oluşur.

Cennet kadar güzel Türkiye  (İsim, edat, sıfat, isim)

Cennet kadar güzel Türkiye  (Zarf, sıfat, isim)

Cennet kadar güzel Türkiye  (Sıfat öbeği, isim)

 

            “Pek çok, daha çok, pek az, daha az, en az, en çok, en fazla, çok az” kelimeleri de miktar zarfı olarak kullanılır. Bunlar, kelimenin anlamını pekiştirir. Daha çok çalışmalısın. (Zarf, fiil)

 

            “Olabildiğince, alabildiğince, olağanüstü, fevkalâde, harikulade” kelimeleri de aşırılık anlamı taşır. Bu kelimeler aşırı şaşkınlık veya aşırı beğenme duygularını anlatmaya yarar. Bunlar cümlede sıfat veya zarf göreviyle kullanılır. Olağanüstü toplantı. (Sıfat, isim)  / Olağanüstü güzel bir gol attı. (Zarf, sıfat, isim)

 

4. YER-YÖN ZARFLARI

 

            Fiil ve fiilimsilerin gerçekleşme yerini ve yönünü bildiren zarflardır. Yer-yön zarflarının sayısı sekizdir: “İçeri, dışarı, yukarı, aşağı, ileri, geri, öte, beri”

 

            Bu kelimelerin yer-yön zarfı olabilmesi için mutlaka yalın halde olması ve fiil ya da fiilimsiyi nitelemesi gerekir. Yukarıdaki sekiz kelime, herhangi bir ek alırsa zarf olmaktan çıkar, isim olur.

İçeri gir.  (Zarf)      /      İçeriye gir  (İsim)

 

            “İçeri, dışarı, yukarı, aşağı, ileri, geri, öte, beri” kelimeleri yer-yön zarfı olduğunda zarf tümleci, isim olarak kullanıldığında ise özne, nesne veya dolaylı tümleç olur.Aslında Yer – yön zarfları “nereye” sorusuna cevap verir. “Nereye” sorusuna cevap veren kelimeler dolaylı tümleç olduğu halde, yer-yön zarfları bu soruya cevap vermesine rağmen zarf tümleci olur. Çünkü Türkçe’de kendi adıyla öğe olan tek kelime çeşidi zarftır. Yani cümlede zarf görevinde kullanılan bir kelime, öğe olduğunda mutlaka zarf tümleci olur.

 

İçeri gir. (Zarf Tümleci, yüklem)   /    İçeriye gir. (Dolaylı tümleç, yüklem)   / İçerisi beğenildi. (Sözde özne,yüklem)

 

            Bu kelimeler ayrıca isim görevinde kullanıldığında yüklem de olur: Çocukların bir kısmı içerideydi..(Özne, yüklem)

 

            Yukarıda sıralanan kelimeler isimleri niteleyerek sıfat görevini üstlenebilir: Aşağı mahalle..

            “İleri” kelimesi isim, zaman zarfı, yer-yön zarfı ve sıfat olarak kullanılır.

            Adı geçen kelimelerin  hepsi birbirinin karşıt anlamlıları şeklindedir. Bu kelimeler karşıt anlamlılarıyla ikileme biçiminde kullanılırsa yer-yön zarfı olmaz, niteleme ve yaklaşıklık zarfı olur. Aşağı yukarı yüz milyon kazandım. ( Yaklaşıklık zarfı)

 

            Yön bildiren “doğu, batı, kuzey, güney, sağ,sol” kelimeleri, fiil ve fiilimsilere yönelik olarak kullanıldığında mutlaka hal eklerini alır. Bu nedenle bu kelimeler yön bildirdiği halde yer-yön zarfı olmaz, isim olur. Doğuya gidelim. (İsim)

 

5.SORU ZARFLARI

 

            Fiil ve fiilimsileri soru yoluyla  belirten zarflardır. Ne bakıyorsun? Ne zaman geleceksin? Niçin gitmedin? Neden gelmedin?...

 

Not : Bir soru kelimesinin soru zarfı olabilmesi için fiil veya fiilimsiyi nitelemesi gerekir. Ne aldın ? (Soru zamiri)  / Niçin aldın? (Soru zarfı)

 

YAPILARINA GÖRE ZARFLAR

 

  1. Basit Zarflar : Hiç ek almayan zarflardır. İyi çalıştı, çok yoruldu...
  2. Türemiş Zarflar : Yapım eki alarak oluşan zarflardır. Akıllı davrandı, yorgun görünüyor.
  3. Birleşik Zarflar: En az iki kelimenin birleşmesinden oluşan zarflardır. Açıkgöz davrandı.

10:26 - 22/5/2006 - yorum {8} - yorum yaz

Bağlaçlar

Kategori: TURKCE_DERSi

            Eş görevli kelimeleri, söz öbeklerini ve cümleleri biçim ve anlam yönünden bağlayan kelimelere bağlaç denir. Üç çeşittir:

 

  1. Kelime Bağlacı : Sadece kelimeleri bağlar. Cümleleri bağlayamaz. Türkçe’de kelime bağlacı “ile” dir.  Ali ile Ayşe okula gittiler.

“İle” bağlacı “ve” bağlacının yerine kullanılabilir; fakat “ve” bağlacı hem kelimeleri, hem cümleleri bağlarken “ile” bağlacı sadece kelimeleri bağlayabilir. Ali ile Ayşe gitti. / Ali ve Ayşe gitti.

 

  1. Cümle Bağlaçları : Sadece cümleleri bağlayabilen bağlaçlardır. Bu bağlaçlar kelimeleri bağlayamaz. Başlıcaları şunlardır: Ama, fakat, ancak, lâkin, yalnız, halbuki, varsayalım, diyelim, çünkü, mademki, madem, değil mi ki, ola ki, oysa, hiç olmazsa, hiç değilse, hoş, bununla birlikte, kaldı ki, ne var ki, şu var ki, yeter ki, nedir ki, gerçi, her ne kadar..

 

  1. Ortak Bağlaçlar: Hem kelimeleri, hem de cümleleri bağlayabilen bağlaçlardır. Ortak bağlaçların çeşitleri şunlardır:

 

    1. Sıralama Bağlacı (ve) : Eş görevli kelimeleri ve birbirini izleyen cümleleri bağlar. Ali ve Ayşe derslerine çok iyi çalışır. / Sabah erkenden kalktım ve okula gittim.
    2. Eş Değerlik Bağlaçları (ya da, veya, yahut, veyahut): Bu parayı Ali ya da Ahmet alsın. / Çarşıdan kitap yahut dergi alalım.
    3. Yineleme Biçimli Bağlaçlar (Ya...ya, gerek...gerek, da...da, ister...ister, hem...hem, ha...ha, ama...ama, ne...ne) : İster gel, ister gelme  / Hem geziyor hem canı sıkılıyor / Sınıftan ya Ahmet’i ya Murat’ı çağır.

 

NOT:  “Ne...ne” bağlacı olumsuzluk bildirir. Bu nedenle bu bağlacın bulunduğu cümlelerde fiiller genellikle olumludur. Bu kurala halk arasında günlük konuşmalarda pek uyulmaz. Böylece dil yanlışı olur. 

Ne geldi, ne aradı. (Doğru)  / Ne Ahmet,  ne Ali geldi. (Doğru)  / Ne Ahmet, ne Ali gelmedi. (Yanlış) 

 

NOT : “DE” Bağlacı Cümleye Şu Anlamları Katar:

  1. Usanma :Yaz da yaz, biteceği yok.
  2. Küçümseme: Bizimki okuyacak da, adam olacak.
  3. Devamlılık: Çenesi açıldı mı, konuşur da konuşur.
  4. İnat:  Çocuk: “Balon da balon!” diye tutturdu.
  5. Şart: Başarı, çalışılıp da kazanılır.
  6. Aşırılık: Kızımız pek de güzelmiş.
  7. Korkutma: Yerinden kalk ta göreyim.
  8. Azar: Adam ol da öyle konuş!
  9. Aşırı övünme: Şu şiiri okuyayım da bir görün!
  10. Sebep-sonuç: Önüne bakmadın da çiğnedin.
  11. Memnunluk: Ne iyi etmişim de, seninle tanışmışım!
  12. Aşırı Beğenme: Araba da arabaymış ha!

 

NOT: “İle” hem edat hem bağlaçtır. “İle” çıkarılıp yerine “ve” getirildiğinde cümlenin anlamı bozulmuyorsa bu durumda “ile” bağlaçtır. Cümlenin anlamı bozuluyorsa edattır.

Babam ile pazara gittik. (Edat) / Babam ile annem çarşıya gitti. (Bağlaç)

            Bazı cümlelerde “ile” den sonra virgül getirilirse, bağlaç olan “ile” edata dönüşür:Fatih ile Ali’ye haber gönderdim. (Bağlaç)  / Fatih ile, Ali’ye haber gönderdim. (Edat)

 

NOT : Bağlaçlar cümlede tek başlarına öğe olmaz. Ancak başka öğelerin içinde yer alabilir. Kantinden simit ve çay aldım. (Belirtisiz Nesne)

Erkenden kalktım ve okula gittim. (Cümle dışı unsur)

Sen de al. (Cümle dışı unsur)

 

ÖZET :

BAĞLAÇ: Edat gibi bağlaçların da tek başlarına anlamları yoktur. Bağlaçların görevi eş görevli kelime ve kelime gruplarını ya da anlamca ilişkili cümleleri birbirine bağlamaktır.

Başlıca Bağlaçlar: Ve, ile, ki, dahi, bile, ama, fakat, lâkin, yahut, ya da, ise, ancak, yalnız, nitekim, meğer, meğerse, çünkü, mademki, ne...ne, hem...hem, oysa..

Bağlaçların Özellikleri: 1.Bağlaçlar, bağlama görevi yaparken cümleye anlamlar da katabilir. (Sana söyleyeceğim ama kimseye söylemeyeceksin) (Şart anlamı) 2. Bağlaçlar cümle dışı unsurlardır. Cümlenin öğeleri bulunurken cümle dışı tutulurlar.

 

ÖRNEK SORU: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ile” kelimesi bağlaç görevindedir? (1986-FL-1)

A)    Okula kitaplar ile geliniz.

B)     Acele ile yapılan işler hep yarım kalır.

C)    Kazancı ile geçinmeyi denemiyor.

D)    Gelmeleri ile gitmeleri bir oldu.

 

Çözüm: “İle” bağlaçsa yerine “ve” bağlacını getirebilirdik. Seçeneklerde “ile” yerine “ve” koyduğumuzda D şıkkındaki cümlenin anlamının bozulmadığını görürüz. Cevap D’dir.

 

ÖRNEK SORU: “Kadar” kelimesi aşağıdaki cümlelerin hangisinde “büyüklüğünde” anlamında kullanılmıştır? (1992-KS)

A)    Dağın eteğine elli kadar çadır kurulmuş.

B)     Annem sabaha kadar uyuyamamış.

C)    Evlerinin önü de içi kadar temizdi.

D)    Bütün gün avuç içi kadar yer çapalayabildi.

 

Çözüm:    Seçeneklerde “kadar” kelimesi gördüğümüz yere “büyüklüğünde” kelimesini getirelim. D şıkkında cümlenin anlamını yitirmediğini göreceğiz.  Cevap D’dir.

10:25 - 22/5/2006 - yorum {1} - yorum yaz

Edatlar

Kategori: TURKCE_DERSi

EDATLAR (İLGEÇLER)

 

            Tek başına tam anlamı olmayan, kendisinden önce ve sonra gelen kelimeler arasında değişik anlam ilgileri kuran kelimelere edat denir.

 

            Türkçe’de başlıca edatları  ve kurdukları anlam ilgilerini  şöylece anlatabiliriz:

  1. Araç İlgisi (İle) : Okula  otobüsle gitti.
  2. Durum İlgisi (İle) : Annesine özlemle sarıldı.
  3. Birliktelik İlgisi (İle) : Babasıyla pazara gitti.
  4. Sebep/sonuç ilgisi (İle, için, diye, -den ötürü, -den dolayı) : Sen geldin diye bayram yaptık. / Okuyamadığından ötürü çok hayıflanırdı.
  5. Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi (gibi, kadar, sanki) : Aslan gibi adamdır./ Sanki kurumuş bir çiçekti. / Cennet kadar güzel ülkemiz...
  6. Amaç ilgisi (için, üzere, -a, -e) : Seni görmek için Eskil’e geldim. / Onu görmeye geldim.
  7. Görelik ilgisi (göre, için, -ce) : Bana göre sen daha iyisin. / Bence şu güzel.
  8. Özgülük İlgisi (yalnız, ancak, için) : Bu sorunu ancak sen çözebilirsin. /Bu soruyu yalnız Zehra çözer.
  9. Zaman İlgisi (-den beri, -den önce, -den sonra, -e kadar, -e değin, -e karşı, -e doğru) : Dünden beri geziyoruz. / Akşama değin çalıştı.
  10. Yer/yön İlgisi (-e kadar, -e dek, -e doğru, -e karşı, -den yana, -den öte) : Adam pazara doğru gitti. / Ben  çarşıya kadar gidip geleceğim.

 

Edatlarla İlgili Bilgiler

 

  1. “İle” kelimesi eş görevli kelimeler arasında kullanılırsa “ve” anlamına gelir ve bağlaç olur.  Babamla çarşıya gittik. (Edat)  / Babam ile annem çarşıya gitti. (Bağlaç)
  2. “Gibi” edatıyla kurulan öbekler bazen isim, bazen sıfat, bazen zarf göreviyle kullanılır. Benim kardeşim aslan gibidir. (İsim)   / Zehir gibi zekası vardı. (Sıfat) / Bülbül gibi şakıdı.  (Zarf)
  3. Gibi” edatı, yüklemden sonra kullanılırsa, cümleye olasılık anlamı kazandırır. Bu müteahhit işi bitirmeden kaçacak gibi.
  4. “Gibi” kelimesi iki kelimenin ortasına gelerek bir öbek oluşturursa, bu öbekler özne, nesne ve dolaylı tümleç olabilir. Gül gibi kızı ağlattılar. (Belirtili Nesne)
  5. “Sanki” kelimesi bazen “gibi” kelimesinin yerini tutar. Bu durumda bu iki kelimenin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Sanki kurumuş bir çiçekti. (Doğru)

Kurumuş bir çiçek gibiydi. (Doğru)

Sanki kurumuş bir çiçek gibiydi. (Yanlış)

  1. “-ce, -cesine, -si, -imsi, -cileyin” ekleri “gibi” edatının yerini tutabilir. Arabayı delice sürdü.  / Elbisesinin rengi yeşilimsiydi.
  2. “Kadar” edatı, “gibi” edatının yerini tutabilir. Pamuk kadar beyaz elleri vardı. (Gibi)
  3. “Kadar” edatı, “eşitlik, benzerlik, yaklaşıklık” anlamları verebilir. Ali de Veli kadar çalışkandır. (Eşitlik)
  4. “Kadar” edatı, “bu, şu, o, ne” kelimeleriyle öbekler oluşturarak sıfat veya zarf görevini üstlenir. Şu kadar hesap (Sıfat) / Ne kadar güzel ev (Zarf)
  5. “Kadar” edatı isim çekim eklerini aldığında isim olur. Bu kadarını beklemiyordum.
  6. “İçin” edatı bazen karşılık anlamında kullanılır. Bu kadar yorgunluk için bu para az.
  7. İçin” edatı “uğruna”  kelimesinin yerini tutabilir. Dedelerimiz vatan için çarpışmışlar.
  8. “Üzere” edatı “için” edatının yerini tutabilir. Eve gitmek üzere yola çıktılar.
  9. “Üzere” edatı, “amaç, şart, gibilik, yaklaşıklık” anlamları verebilir. Konuşma yapmak üzere ayağa kalktı. (Amaç) / Söylediğiniz üzere yaptım. (Gibi)
  10. “Mi” edatının cümleye değişik anlamlar katar. Bu edat hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın mutlaka ayrı yazılır. Cümleye kattığı başlıca anlamlar şunlardır:

 

a)      Soru : Ali okula geldi mi?

b)      Zaman : Öğle oldu mu herkes acıkıyor.

c)      Pekiştirme : Onun arabası var,  güzel mi güzel.

d)      Olumsuzluk: Ben başarılı olmaz mıyım?

e)      Rica: Şu kitabı uzatır mısın?

f)        Kesinlik: Yapmaz olur muyum?

g)      Şaşma : Bu havada ceket giyilir mi?

h)      Şart : Çalıştın mı başarırsın.

i)        Alay: Bizimki okuyor mu okuyor.

 

ÖZET :

Edat: Tek başlarına anlamı olmayan, cümle içinde kullanıldığında yan yana geldiği kelimeyle anlam ilişkisi kuran kelimelerdir.

Bazı edatlar şunlardır: “İle, -e kadar, gibi, için, yalnız”

Edatların Özellikleri:        1.İsim ve isim soylu kelimelerle yan yana gelip, edat grubu oluştururlar. (Çarşıya Ali ile çıktık.) (Edat grubu)         2. Edatlar cümlede zarf veya sıfat görevi üstlenebilirler:Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. (Zarf)  / Bacak kadar çocukla tartışıyor. (Sıfat)

 

 

EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI

 

  1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler).  Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci)  / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)
  2. “İle, yalnız, ancak” gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:

 

    • “İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.)
    • “Yalnız, ancak” kelimeleri yerine “ama” bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır.  “Sadece” kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur. Almak isterim ancak param kalmadı.  / Bu işi ancak sen yapabilirsin.

 

       3.       Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz. Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle “gibi” edattır.)   Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim. (Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle “ama” bağlaçtır.) DİKKAT! Bu özellik her zaman için geçerli olmayabilir.

22:20 - 21/5/2006 - yorum {33} - yorum yaz

Ünlemler

Kategori: TURKCE_DERSi

 ÜNLEMLER

Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir.

 

Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir.

 

Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir:

 

1. ASIL ÜNLEMLER

 

Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya duygu anlatırlar.

 

Seslenme Ünlemleri

 

Ey Türk Gençliği!                              Hey! Biraz bakar mısın?

Bre melûn! Ne yaptın?                       Hişt! Buraya gel!

Şşt! Sus bakayım!

 

Bunların yanında adlar ve özel adlar da seslenme ünlemi olarak kullanılabilir.

 

Anne! Hemşehrilerim! Tanrım! Mehmet!

 

Duygu Ünlemleri

 

Ee, yeter artık!                       Aa! Bu da ne?             Ah, ne yaptım!

Eh! Fena değil.                      Ay, elim!                     itme ha!

Hah, şimdi oldu!                     Hay Allah!                  Vah zavallı!

Vay sersem!                            Aman dikkat!              Eyvah! Geç kaldım!

İmdat! Boğuluyorum!

 

2. ÜNLEM DEĞERİ KAZANMIŞ KELİME ve SÖZLER

 

Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir. Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.

 

Komşular!                Babacığım!                  Simitçi!            Çok ilginç!

Ne kadar güzel!        Çabuk eve git!             Ne olur yardım et!        Çık dışarı!

 

Yansıma kelimelerin hemen hemen tümü ünlem olarak kullanılabilir.

 

Şır!      Çat!     Güm!   Hav!    Miyav!   Tıs!

22:10 - 21/5/2006 - yorum {2} - yorum yaz

Anlatım Bozuklukları

Kategori: TURKCE_DERSi

ANLATIM BOZUKLUKLARI

Dilin en önemli görevi onu kullanan insanlar arasındaki anlaşmayı sağlamaktır. Söylenmek istenen her şey; açık, yalın ve anlaşılır biçimde dile getirilmelidir. İyi bir cümlede kelimeler yerli yerinde kullanılmalı, gereksiz kelimelere yer verilmemeli, anlatılmak istenenin dışında bir anlam çıkarılmasına mahal verilmemelidir. Eğer konuşmada ve yazmada açıklık, yalınlık ve anlaşılırlık yoksa ortada bir anlatım bozukluğu var demektir. Günlük konuşmalarımızda hâliyle anlatım bozuklukları yapılacaktır. Bunlar toplumdaki yerimize ve aldığımız eğitime bakılarak hoş görülür ya da görülmez. Ama yazılı anlatımda bu bozukluklar asla affedilemez. Çünkü yazı dili kültür dilidir. Kültür, bu ifade sayesinde kalıcılaşır. Eğer bu ifadede de bozukluklara yer verilirse insanlar arasında hem anlaşma eksikliği ortaya çıkar hem de farklı anlaşma yolları bulunur: “...dermişim”, “...falan”, “...yok böyle bir şey”, “Kolum iptal oldu” vb.

Konuyla ilgili olarak Feyza Hepçilingirler’in Türkçe “Off” ve Dedim: “Ah” adlı kitaplarını tavsiye ederim.

Şimdi en çok karşılaştığımız anlatım bozukluklarını başlıklar hâlinde ve örneklerle görelim:

 

Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması

Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.

Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.

Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.

Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.

Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.

Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.

 

Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması

Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.

Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.

Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.

Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.

Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile uğraştılar.

Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaştılar.

Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.

Çocukların davranış biçimlerinde gariplikler görüldü.

Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.

 

Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması.

Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.

Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması normaldir.

Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.

Olayların gerçek yüzü araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak.

Küçük kızın saçları hayli büyümüş.

Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz.

Son dakika içerisinde attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.

Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.

Böyle hareketler ülkede demokrasinin işlememesini sağlayacaktır.

Yarın İzmir’e gidecek; buna zorunlu.

Elindeki bıçağı vücuduna batırmış.

Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.

Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?

 

Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması.

Kesinlikle yarın gelebilirler.

Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.

Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.

Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda yaşadığını zannediyorum.

Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı

Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.

Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin ediyorum.

 

Eklerin yanlış kullanımı

Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.

Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.

Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.

Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.

Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.

Bu çocuklar, fakir bir ülkenin, savaş nedeniyle kendileriyle ilgilenilmeyen, gerekli eğitimi alamayan çocuklardır.

Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.

 

Özne-yüklem uyumsuzluğu: Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması.

Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.     

İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.

Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinden ısrar ediyordu.

İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.

 

Nesne-yüklem uyumsuzluğu: Nesne eksikliği

Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve uygulayacaklar.

Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.

Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.

Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?

Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.

Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.

 

Tümleç yanlışları

Kayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?

Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.

Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.

Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.

Duvarları kirletmek,yazı yazmak kesinlikle yasaktır.

Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?

 

Düşünme ve mantık hataları

Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.

Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.

Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.

Bölgeyi iyi tanımasına rağmen her yeri gezdi.

Yarın mutlaka bir gazete almayı unutmayın.

Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.

 

Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılması

Ben ona ağabey, o da bana kardeşim derdi.

Bazı yiyecekler sağlı yerinde ve yaşlı olmayan kişilerce özellikle yenmelidir.

Kitap için kendisine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi.

Ekşiyi az, acıyı ise hiç sevmezdi.

Gerekli yerlere başvuruda bulunmuş, ama bir sonuç almış değiliz.

Çorbaya biraz acı, biraz da tuz ve limon sıkılabilirdi.

Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.

Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.

Çok az veya hiç çalışmadan çok para kazananlar var.

 

Tamlama yanlışları

Verilen cümledeki özne ve zarf tümlecini bulun.

Bu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.

Pasta ve meyve suyu ikram edilecek.

Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.

Siyasî ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.

Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.

Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.

Ülkemiz Bosna’ya askerî ve gıda yardımı yaptı.

Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.

 

Kelimelerin yanlış yerde kullanılması

Yeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi.

Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli.

Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.

İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.

İzinsiz inşaata girilmez.

 

Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk

Her ne kadar iyi hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.

Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.

         Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa da beklenen huzur bulunamamıştı.

22:07 - 21/5/2006 - yorum {1} - yorum yaz

Türkçe-İngilizce

Kategori: TURKCE_DERSi
"Bir Türkçe kelime 17 İngiliz kelimesine bedeldir."
Afyonkarahisarlılaştıramadıklarımızdan mısınız?
 
*İngilizce tercümesi :*
Are you one of those people whom we tried unsuccessfully to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

01:16 - 21/5/2006 - yorum {6} - yorum yaz

Son Sayfa
Hoş Geldiniz!
TÜRKÇE ve EDEBİYAT İÇİN EĞİTİM VE DÜŞÜNCE SİTESİ

GİRİŞ
KİMLİK
ESKİLER
ELMEK


KAYNAKLAR

YENİLER
@ SBS ve OKS SONUÇLARI
@ YILSONU ETKİNLİĞİMİZ
@ YORUMSUZ BİR ALINTI
@ Temel Ögeler (Özne, Yüklem)
@ Yardımcı Ögeler
@ Cümlenin Ögeleri İle İlgili Uyarılar
@ Fiillerin Bütün Çekimlerinin Tablosu
@ Fiilerde Çatı
@ Ek-Fiil ve Fiilimsi (Eylemsi)
@ Yapılarına Göre Fiiler
@ Fiillerde Basit ve Birleşik Kip
@ Fiiler (Eylemler)
@ Ad Tamlamaları
@ Adlar
@ Uygar(!) Avrupa'ya...

SON YORUMLAR NELER VAR?


KOMŞULAR
- ferdagurel
- baska
- ivriz
- ergenc
- blueveil
- ereglim
- erdenaymelek
- tiktaknaz
- arabatutkunu
- Blogcu Yardım
- takkkkk
- gsultraslangs
- boykotcu
- turkkceegitimi
- topbaserhan
- kodadiarda
- siiryarismasi
- imlakilavuzu
- applesugar
- wolff
- tayaz
- turkceyasam
- bassullumuhasebe
- iremandgizem
- meleginmarifetleri
- 6bsimdi7b
- ima42
- turkcedersinehir
- hamithankocak
- cemilekocak
- sevimlimlek
- cimcimekiztugba
- nayrilmazkankalart
- alialimturk

www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al