OGRETMENLERE - TÜRKÇE EĞİTİM VE EDEBÎ DÜŞÜNCE SİTESİ - Blogcu



TÜRKÇE EĞİTİM VE EDEBÎ DÜŞÜNCE SİTESİ

"Önder"den Öğretmenlere

Kategori: OGRETMENLERE

ATATÜRK'TEN ÖĞRETMENLERE

 

          (Eğitim Kurultayı’nı Açarken, 16.07.1921)

 

         Bayanlar, Baylar!

         Genel savaşta, yenilgiye uğradık. Düşmanlarımız bunu fırsat bilerek ulusumuzu büsbütün yok etmek istediler. Yüzyılların yüklettiği derin bir yönetim savsaklamasının devlet varlığında açtığı yaraları gidermeye uğraşacak çabaların en büyüğünü, eğitim yolunda bol bol harcamamız gerekmektedir. Gerçi bugün güçlerimizin bütün kaynağını ulusal sınırlarımız içindeki illerimize yayılmış bulunan düşmanlara karşı kullanmak zorundayız.

         Şimdiye dek sürüp gelen okuma ve yetiştirme yanlışlıklarının ulusumuzun gerilemesinde en önemli nedenlerden biri olduğu kanısındayım. Onun için bir ulusal eğitim izlencesinden söz ederken eski çağdaki asılsız uydurmalardan, yaradılışımıza hiç de uymayan yabancı düşüncelerden, Doğu’dan ve Batı’dan gelebilen bütün etkilerden tümüyle uzak, ulusal kişiliğimiz ve tarihimizle uyumlu bir kültürü kastediyorum. Çünkü ulusal dehamızın tam olarak, gerçekten gelişmesi ancak böyle bir kültürle sağlanabilecektir. Rasgele bir yabancı kültürü benimsemek, şimdiye dek uygulanıp durulanan yabancı kültürlerin yıkıcı sonuçlarını yineletmekten başka işe yaramaz.

         Kültürün, bu düşünce ekininin verimi, ekildiği yerin elverişliliğiyle orantılıdır. Bu yer de ulusun kişiliğidir. Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara, varlıkları, hakları, birliktelikleriyle çatışan bütün yabancı ögelerle savaşmak gereği ve ulusal inançları bütün coşkunluğuyla her karşıt düşünceye karşı şiddetle savunmak zorunluluğu aşılanmış olmalıdır. Yeni kuşağın bütün iç dünyasına bu duyuşların, bu davranışların sindirilmesi büyük önem taşır. Bitmez, tükenmez korkunç bir savaş olarak belirip duran uluslar yaşamının felsefesi, bağımsız ve mutlu kalmak isteyen her ulus için bu duyuşları, bu davranışları bütün şiddetiyle koşul kılmaktadır. Ayrıntılarını uzmanlarına bırakmak istediğim bu konuya ilişkin genel görüşlerimi tamamlamak için yeni kuşağı silahlandırıp değerlendirecek özellikler arasında güçlü bir erdem tutkusundan, güçlü bir düzen ve disiplin sevgisinden de söz etmek zorunluluğu duyuyorum.

          Büyük tehlikeler önünde uyanmayı bilen ulusların ne kadar başarıyla direnici oldukları tarihten de bellidir. Silahıyla olduğu gibi beyniyle de savaşmak durumunda olan ulusumuzun, birincisinde gösterdiği gücü ikincisinde de göstereceğinden hiçbir zaman kuşkum olmamıştır.

         Ulusumuzun öz kişiliği yeteneklerle doludur. Ancak bu yaratılıştan gelen uygunluğu geliştirmek sizlere düşüyor. Türk öğretmenlerine ulusal hükümetimizce, candan ve gönülden istendiği kadar iyi ve rahat yaşama koşullarının sağlanamamış olduğunu bilirim. Ancak ulusumuzu yetiştirmek gibi kutlu bir görevi benimsemiş olan yüce topluluğunuzun, bugünkü koşulları göz önünde bulundurarak her türlü zorluğu göze alarak bu yolda sarsılmadan yürüyeceğine de güvenim vardır. Göreviniz pek önemlidir, ulusun yaşamasıyla yakından ilgilidir. Bunda başarılı olmanızı Tanrı’dan dilerim.

 

 

(Zaferini kutlamak için Bursa’ya gelen İstanbul öğretmenlerine, 27. 10. 1922)

 

         Bayan öğretmenler, Bay öğretmenler!

         Belki de eski deyişle “muallime” demediğim için beni ayıplıyorsunuzdur. Ben dilimizde ille dişiliği belirten yabancı ekler kullanmanın gerekli olmadığını sanıyorum. Evet, erkek, kadın öğretmenler : Bilirsiniz ki ulusumuz büyük bir yıkım geçirdi. Devletimiz bir çöküntüye uğradı. Varlığımızı yeryüzünden silmek yolunda birçok suçlar işlendi. Çok çalıştık, bugünkü başarıya ulaştık.

          Bayanlar, Baylar!

          Bilginin, tekniğin çalışma ve oluşma çevresi okuldur. Bunun için okulları açmak ve artırmak gerektir. “Okul” adını hep birlikte saygı duyarak, kutlulayarak ayakta analım. Okul, genç beyinlere insanlığı saymayı, ulus ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğünde onu kurtarmak için tutulması gereken en doğru yolu belleten okuldur. Yurdu ve ulusu kurtarmaya çalışanların seçtiği yolda ve yürüyüşte birer namuslu uzman, birer onurlu bilge olmaları gerektir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak böylelikle her türlü girişimi güzel sonuçlara ulaştırmak elimizde olabilir. Okulla, okulun verdiği bilgiyle Türk ulusu, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı, bütün ince güzellikleriyle belirip gelişecektir.

          Bayanlar, Baylar!

        Öğretmenlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, ulusa geçen yıkılış günlerini, bu yıkılışların gerçek nedenlerini anlatacaklar, söyleyecekler, bu kara günlerin geri dönmemesi için yeryüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye’nin varlığını tanımak istemeyenlere onu tanıtmak zorunda olduğumuzu anımsatacaklardır.Bütün bu gerçeklerin ulusça iyi anlaşılması ve içe sindirilebilmesi için her şeyden önce bilgisizliği gidermek gerektir. Bunun için öğretim izlencemizin, eğitim davranışımızın temel taşı, bilgisizliği gidermek olmalıdır. Bu bilgisizlik giderilmedikçe yerimizde sayacağız. Yerinde duran bir şeyse geriye gidiyor demektir. Bir yandan genel bilgisizliği gidermeye çalışmakla birlikte öte yandan toplum yaşayışında herkese örnek olacak, verimli ve etkili olacak kimseler yetiştirmek gerektir. Ulusal yeteneklerimizi geliştirecek, duygularımızı yükseltecek üstün insanları yetiştirmeyi de unutmayacağız. Çocuklarımızı bu öğretim aşamalarından geçirerek yetiştireceğiz. Kesin olarak bilmeliyiz ki iki ayrı parça olarak yaşayan uluslar zayıftır, hastadır. Çocuklarımıza ve gençlerimize uygulayacağımız öğretim ne olursa olsun, onları:

          1) Ulusuna

          2) Türkiye Devleti’ne

          3) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne düşman olanlarla savaşabilecek bilgiler ve araçlarla silahlandıracağız.

         Özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak yolunda savaş vermeyi bilmeyen uluslar için yaşama hakkı yoktur. Bu uğurda savaş gereklidir.

 

(Bu alıntı için www.erdenaymelek.blogcu.com 'a teşekkürler...)

20:33 - 19/2/2007 - yorum {2} - yorum yaz

Kariyer Katili On Cümle

Kategori: OGRETMENLERE

 

Zeki, çalışkan birçok insan iş hayatının başında önyargılara takılıyor. Bu önyargılar, geçerli anlayış ve alışkanlıklar, parlak bir kariyere giden yolu tıkıyor. İşte genç insanları ya da iş yeri değiştirenleri kariyerinde engelleyen 10 temel takıntı.

 

1.      Bu işyerinde motivasyon yok! Sen kendi kendini başarıya motive edemezsen, bunu kimse başaramaz. Başkalarından motivasyon beklemeden önce, sen işini elinden geldiğince iyi yapmaya çalış. Bozulan moralini düzeltmeyi başkasına bırakma. Kendini en iyi ancak sen tanıyabilirsin. Kırılan kalbini yine sen tamir etmeye bak. Verimli çalışmak için başkasından rica minnet bekleme. Unutma motivasyonun Türkçesi yönlendirmek ve güdülmektir. Kendini bir koyun yerine koyma.

  1. İş arkadaşlarım hiçbir şey bilmiyor. Devir, "ekip çalışması" devri. Sen kendini yabancı dilinle ve diplomanla belki bir "yıldız" olarak görebilirsin ama tek başına ulaşacağın başarıların sayısı çok kısıtlı olacak. İşteki sorunlar, dahi de olsa tek bir kişinin üstesinden gelemeyeceği kadar karmaşıktır. Arkadaşların sana, sen onlara muhtaçsın. Ofis-boy Hüseyin'in bile gönlünü etmek, sevgisini kazanmak zorundasın.
  2. 105 milyon liraya bu kadar çalışılır! İşte bir numaralı kariyer katili eleman sloganı. Ücretin gerçekten düşük olabilir. Ancak sen verimini düşürdüğünde işyeri çok az zarar görür. Esas zararı sen kendin görürsün. Bu kısır döngüye bir kez girdin mi çıkman çok zor olabilir. Vitesi bilerek, kendi potansiyelinin altına düşürdüğünde beyin hücrelerinin suyu çekilir. Gençliğin dinamizmini kaybeden ve bir erken emekli adayı gibi olursun. Sen elinden geleni yaptığında kıymetini bugün anlamıyorlarsa, yarın muhakkak anlarlar. Burada değerin bilinmiyorsa, başka bir yerde bilinir.
  3. Diplomaya aldıktan sonra da mı okuyacağız. Bu kadar bilgi bana yeter. Tam ağza biber koyulacak bir söz. Tüm koşulların hızla değiştiği bir ortamda, yenilikleri izlemediğin takdirde geride kalırsın.
  4. Müdürüm beni anlamıyor. Şef de nedense bana taktı. Müdürün işi başından aşkın. Seni anlamaya pek vakti yok: Zaten onun da kendine göre kırk tane sorunu var. Başka bir işyerine gitsen de durum perk farklı olmayacak zaten. Kendi işini, üretimini ve yaratıcılığını masanın üstüne koyduğunda herkes seni bal gibi anlar. Ağlayıp, sızlamak, sürekli bahane ve mazeret üretmek sana hiçbir şey kazandırmaz.
  5. Ben tek başıma ne yapabilirim ki. Zaten kimse yeni bir şey üretmiyor. Sorunlara, zorluklara hemen teslim olma. Her sorunun muhakkak bir çözüm yolu vardır. Düşündükçe sen de bir çıkış yolu bulabilirsin. Araziye uyup, "böyle gelmiş böyle gider" dersen ilerideki masadaki "dinazor"dar bir farkın kalmaz.
  6. Bu işi hiç mi hiç sevmiyorum! Eskilerin dediği gibi, "Aşk olmadan meşk olmaz". Sen işini sevmiyorsan, işin de seni sevmez. İşine sarılmadığın takdirde kariyer merdiveninde yükselmek hayal olur. Çünkü işteki yaratıcılık ve yüksek performans, ancak gönüllü çalışıldığı takdirde ortaya çıkar. Beyin ancak yürekten güç alıyorsa bir şeyler üretebilir.
  7. Yarın kendime yeni bir çalışma programı hazırlayacağım. Babanın yıllardır söylediği gibi, bugün başlanmayan bir işe yarın da başlanmaz. "Yarın" dedikçe günler, aylar, haftalar çok çabuk geçer. Bir de bakarsın ki kariyerinde tur kaybederek sonuncu olmuşsun. Dağarcığında bir şeyler varsa, hemen yapmaya başla. Hemen, şimdi!
  8. Ah bir "green card" alabilsem! Sorunlar ve gerekli çözümler senin zayıf omzuna ağır geliyor. Kaçmak, yepyeni bir ortamda, yeni bir hayata başlamak istiyorsun. Ancak Amerika'da da hayat kolay değil. Üstelik orada elemanlardan beklenen çalışma standardı, buradakinden daha yüksek. Ayrıca dışarı giderken, zaaflarını, hatalarını Atatürk Hava Limanı'nda bırakamazsın. Onlar da seninle gelecek. Sen alışkanlıklarını değiştirmedikten sonra ne yapsan faydası yok. Şairin dediği gibi "Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin. Bundan daha iyi bir kent vardır nasıl olsa... Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler... Hep aynı kente varacaksın. Başka bir kent bekleme sakın..."
  9. Raporu bir kez daha okumaya gerek yok. Yanlış varsa biri düzeltir herhalde... Üzerine aldığın her işi eksiksiz yapmaya çalış. Kendi yanlışlarını kendin bul, onları başkasının yakalamasına fırsat verme. Mükemmelliğe belki kimse ulaşamıyor ama yine de sen eksiksiz ve hatasız bir ürün ortaya koymaya çalış. Ürünüm, işin, giderek hayatın kalitesinin, bir ekstra emekle, bir fazladan "özen"le yükseleceğini hiç aklından çıkarma. Vasatlık, sıradanlık ve özensizlik, seni hiç bir zaman teslim almasın.

00:05 - 24/5/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hoş Geldiniz!
TÜRKÇE ve EDEBİYAT İÇİN EĞİTİM VE DÜŞÜNCE SİTESİ

GİRİŞ
KİMLİK
ESKİLER
ELMEK


KAYNAKLAR

YENİLER
@ SBS ve OKS SONUÇLARI
@ YILSONU ETKİNLİĞİMİZ
@ YORUMSUZ BİR ALINTI
@ Temel Ögeler (Özne, Yüklem)
@ Yardımcı Ögeler
@ Cümlenin Ögeleri İle İlgili Uyarılar
@ Fiillerin Bütün Çekimlerinin Tablosu
@ Fiilerde Çatı
@ Ek-Fiil ve Fiilimsi (Eylemsi)
@ Yapılarına Göre Fiiler
@ Fiillerde Basit ve Birleşik Kip
@ Fiiler (Eylemler)
@ Ad Tamlamaları
@ Adlar
@ Uygar(!) Avrupa'ya...

SON YORUMLAR NELER VAR?


KOMŞULAR
- ferdagurel
- baska
- ivriz
- ergenc
- ereglim
- erdenaymelek
- tiktaknaz
- arabatutkunu
- takkkkk
- gsultraslangs
- boykotcu
- turkkceegitimi
- topbaserhan
- kodadiarda
- siiryarismasi
- imlakilavuzu
- applesugar
- wolff
- tayaz
- turkceyasam
- bassullumuhasebe
- iremandgizem
- meleginmarifetleri
- 6bsimdi7b
- turkcedersinehir

www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al