| TÜRKÇE EĞİTİM VE EDEBÎ DÜŞÜNCE SİTESİ |
Sağlıksız AileSağlıksız ailede kurallar bilinçaltındadı
1. Denetleme: Çocuk duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir. Ya da duygularını ifade edemez, bastırır. Söyleyeceklerini hep önceden kestirmek zorundadır. Kendiliğinden ortaya çıkan davranış kötüdür, affedilmez. Bu tür ailelerde sağlıklı bir güven ortamı söz konusu değildir. 2. Mükemmeliyetçilik: Yapılan her işte, girilen her sınavda kişinin mükemmel olması beklenir. Her şey göstermeliktir, başkasının beğenmesi için yapılır. Mükemmeliyetç
3. Suçlama: Suçlama olayları olduğu gibi kabul etmemenin bir sonucudur. Yapılan suçlamalar her şeyin denetim altında tutulması gerektiği ve yapılan her şeyin mükemmel olmasının zorunlu olması gerektiğini ortaya çıkarır. Bu durum ise kişide kaygı ve utanç duygularını yaratır.
4. Beş temel özgürlüğün inkârı: Sağlıksız ailede kişilerin doğal olarak geliştirdikleri algılama, duygu, düşünce, davranış, arzu ve amaçları inkâr edilir. "İçinden geldiği gibi değil; mükemmeliyetçi kurala uyarak, başkalarının senden beklediği biçimde algıla, duygulan, düşün,davran, arzu et, ve amaç edin." Bu durum kişinin kendi gerçeğini inkâr etmesine neden olur. Böylece kişi tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla ilişkisi kopuk, robot gibi yaşar. Böyle bir kişinin mutlu olması da söz konusu olmaz.
5. Konuşmanın yasak olması: Sağlıksız bir ailede özellikle çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine olanak verilmez. Bu durum çocuklarda değersizlik duygularına neden olur.
6. Küskünlük ve kırgınlıkların sürdürülmesi: Aile içindeki kırgınlık ve küskünlüklerin sürdürülmesi, kişilerin birbirlerini anlamasını ve sorunun çözülmesini engeller.
7. Kimseye güvenmeme: Sağlıksız bir ailede kimse kimseye güvenmez.Aslında güven var gibi görünse de temelde güvensizlik vardır. Sağlıksız ailede yetişen kişi kimseden saygı ve gerçek sevgi görmediği için kimsenin kendisine yardım edemeyeceğine inanır. Yardım etmek isteyenlerin "mutlaka art düşüncesi vardır, çıkarı vardır" diye düşünür.
Sağlıksız ailede yetişen kişilerin kendilerine güveni olmaz. Bu kişiler genellikle dıştan denetimli bireyler olurlar.
01:10 - 27/1/2007 - yorum {2} - yorum yazÇocuk Yetiştirirken Dikkat Edilmesi GerekenlerEĞER… Eğer bir çocuk, sürekli eleştirilmişse, Kınama ve ayıplamayı öğrenir. *** Eğer bir çocuk, kin ortamında büyümüşse, Kavga etmeyi öğrenir. *** Eğer bir çocuk, alay edilip aşağılanmışsa, Sıkılıp, utanmayı öğrenir. *** Eğer bir çocuk, utanç duygusuyla eğitilmişse, Kendini suçlamayı öğrenir. *** Eğer bir çocuk, hoşgörü ile yetiştirilmişse, Sabırlı olmayı öğrenir. *** Eğer bir çocuk, desteklenip yüreklendirilirse, Kendine güven duymayı öğrenir. *** Eğer bir çocuk, övülmüş ve beğenilmişse, Takdir etmeyi öğrenir. *** Eğer bir çocuk, hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, İnanmayı öğrenir. *** Eğer bir çocuk, kabul ve onay görmüşse, Kendini sevmeyi öğrenir. *** Eğer bir çocuk, aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir. *** D. Nolte 18:37 - 12/11/2006 - yorum {2} - yorum yazÇocukta Yeteneklerin KeşfiÇOCUKTA YETENEKLERİN KEŞFİ Çocuklar yetenekleri ile doğarlar. Her çocuğun yeteneği şifreli bir mücevher kutusu gibidir. Onun şifresini çözmek biz yetişkinlere düşer. Bu şifre ne zaman çözülürse, çocuk o zaman başarılı ve mutlu olur. Toplumumuzda yanlış olan bir anlayış vardır. Çocukların yeteneklerini keşfetmek için testlere başvurulmaktadır. Testler anlık durumu ve o andaki performansı ölçebilir. Çocuğun yeteneklerini keşfetmek için izlenecek en isabetli yol, uzun süreli yapılan gözlemdir. Çocukların yeteneklerini geliştirmek için, ortam hazırlamalıdır. "El beynin uzantısıdır" ilkesinden yola çıkarak onların el becerilerini geliştirici çalışmalar yaptırılabilir. Örneğin; hamur, kil çalışmaları, kâğıt kesme ve yapıştırmaları, artık materyal çalışmaları, serbest resim çalışmaları vs. yaparak üretici olmalarına fırsat verilmelidir. Çocuklarınıza her şeyi hazır sunmayınız. Bir köy çocuğu oyuncağını kendisi üretir ve o işe ruhunu, emeğini katar. O yüzden yaptığı oyuncak onu mutlu eder. Bizler de çocuklarımıza kendilerini keşfet-meleri için fırsatlar tanıyalım. Ürettikleri eserlere değer verelim ki çocuğun kendine olan güveni artsın. Oyunlarda onları keşfetmeye çalışmalıyız. Ayrıca kulüp çalışmalarıyla çocukların yeteneklerini keşfedebilirsiniz. Genel olarak kızlar sanatta, estetikte, sözel alanda, erkekler ise matematik fen alanında daha başarılıdırlar. Kızların genelde beyinlerinin sağ kısmı, erkeklerin ise sol kısmı daha çok çalışır. Beynimizin sağ lobu; hayal gücü ile ilgilidir. Sol lobu ise; matematik, mantık gibi akademik becerilerle ilgilidir. Önemli olan beynimizin sağ ve sol loblarının harekete geçirilmesidir. Tarihte başarıyı yakalayan insanlara baktığımız zaman her iki lobu da kullandıklarını görürüz. Günümüzde çocuğa verilecek dersler ve kazandırılacak beceriler farklılaşmıştır. Çocuklarımıza iletişim becerilerini öğretmeliyiz. Onların karar verme, problem çözme, becerilerini geliştirmeliyiz. Çocuklarımızın duygusal zekalarının gelişimi için de çaba sarf etmeliyiz. Kısacası çocuklarımızı tanımalı, anlamalı ve kendilerini keşfetmeleri için imkânlar sağlamalıyız. 18:32 - 12/11/2006 - yorum {yok} - yorum yazÇocuklarla İletişimÇOCUKLARLA KURULACAK İYİ İLİŞKİNİN ANAHTARLARI Bu yazının amacı anne-babalara daha iyi bir veli olmanın yollarını gösteren bilgiler vermek değildir. Eğitim önemli ölçüde insan ilişkilerine dayanır. Aşağıdaki satırlarda veliyle çocuk arasındaki BiLGi alış-verişini kolaylaştıracak yaklaşım biçimlerini ve “İnsanlar karşılarındaki kişiden ne beklerler?” sorusunun cevabını bulacaksınız. Bu beklentiler aynı zamanda çocuğun anne-babasını saygıyla ve gönülden akan bir sevgiyle sevmesine ışık tutar. Eğitim alanında yapılan araştırmalar, baskın ve otoriter tavırlarla eğitim başarısı arasında olumsuz bir ilişkinin bulunduğunu ortaya koymuştur. Baskıcı tavırlar çocukların zihinsel ve duygusal enerji-sini esas amaç olan eğitimden saptırmakta ve öğrencinin ya boyun eğmesine ya da tepkici tavırlar geliştirmesine yol açmaktadır. İyi bir anne-baba, önemli olanın sadece öğretmek olmadığının farkındadır ve çocuklarıyla kurduğu ilişki biçiminin sadece eğitim başarısını yükseltmekle kalmayıp, aynı zamanda onu hayatta başarılı kılacak olan "güvenli bir tavır" geliştirmesine imkân vereceğini bilir. Burada sıralanacak bütün faktörler için geçerli olan bir uyarıyı belirtmekte yarar vardır. Anne-baba da insandır, kişisel problemleri ve sabrının sınırları vardır. Bu bölümde yazılanlar velilerin kendilerini kontrol etmekte güçlük çektikleri durumlarla ilgili olarak bir eleştiri değildir. Ancak anne-babanın eğitim amacı taşıyarak ve çocuğuna yardımcı olmak için aşağıda sıralananların dışında davranmasının, çocuğu eğitmek, onu kazanmak ve topluma kazandırmak amacına ters düşeceğini belirtmek içindir: 1) Çocuğun yansıttığı kişiliği kabul edin: Çocuğun hatalı olan yönleri olabilir. Bu hatalarına veya hatta çocuğun kendisine tahammül etmek bile zor olabilir. Ancak çocuklar kendilerini kabul eden kimselerin eleştirilerini dinler ve onlara özel önem verir. Eğer çocuğunuza yönelik eleştirileriniz varsa bunları kabul ettirmenin ve onu düzeltmenin tek yolu çocuğunuzun olumlu özelliklerini fark etmeniz ve bu özellikleri vurgulayarak ona yaklaşmanızdır. 2) Çocuğunuza seçme hakkı verin: Ne kadar geçerli olursa olsun, çocuklar sadece kendilerine gösterilen doğruları, uygulamaktan rahatsız olurlar: Bazı durumlarda çocukların kendi yanlışlarını yapmaları ve sonuçlarını yaşamaları eğitici olur. Bu sebeple "bir tek doğru var, o da benim söylediğimdir” havasını vermeyin. Göreceksiniz sizin söylediklerinize daha çok önem vereceklerdir. 3) Çocuğunuzu asla utandırmayın: Şurası muhakkak ki "suçu ne olursa olsun" topluluk içinde utandırdığınız ve teşhir ettiğiniz bir çocukla aranızdaki köprüler atılmıştır. Çünkü insanlar utandırılmaktan nefret ederler. Bu sebeple de olaya yol açan kusurlarını düşünmek yerine, buna sebep olan kişiden nefret ederler. 4) Çocuğunuz övgü ve onay bekler: İnsanlara ulaşmanın yolu onların olumlu özelliklerini fark etmek ve bu konuda olumlu geri-bildirimde bulunmaktır. Bunu yapabilirseniz, söylediğiniz her şeye, isteklerinize, eleştirilerinize daha çok kulak verirler. Unutmayın ki, anne ve babaların esas görevi hataları yakalamak değil, doğruları yakalamaktır. Çünkü insan davranışını değiştirmek ancak olumlu veya istenen yönde davranışların, yapılan olumlu geri-bildirimlerle pekiştirilmesiyle mümkündür. Bu sebeple çocuklarınızın doğrularını yakalamaya büyük özen gösterin. 5) Çocuğunuza, size veya arkadaşlarına yardım etmek fırsatını verin: Çünkü kendisine ihtiyaç duyulduğunu bilmek herkesi mutlu eder. Çocuklar güçlerini gösterebilmek ve kendilerini kanıtlayabilmek için çevrelerine -ve size - bir şeyler verebilmek konusunda büyük istek duyarlar. Onlara, size ve arkadaşlarına yardımcı olabilecekleri fırsatlar yaratın ve bu özelliklerinden yararlanın. Böylece çocuğunuza kendisinin önemli olduğunu hissettirmiş, onu kendinize bağlamış, kendisine olan güvenini artırmış olursunuz. 6) Çocuğunuza doğru bilgi verin, doğruyu söyleyin: Hangi sebeple olursa olsun, çocuğunuza gerçek dışı bir bilgi vermeyin ve samimi olmayan bir ifade kullanmayın. İster "Nasıl olsa anlamazlar", ister "Bunu onların iyiliği için yapıyorum" gibi bir gerekçeye dayansın, doğru olmayan bir ifade veya yaklaşım en kısa zamanda sezilir ve çocuğunuzla sizin aranızdaki güven köprüsünün yakılmasına sebep olur. Bunu önlemek için çocuğunuza daima doğru bilgi verin ve onlara karşı dürüst olun. Söyledikleriniz hoşlarına gitmese de, davranışınız hoşlarına gidecek ve size güven duyacaklardır. 7) Çocuklarınızı iyi dinleyin: Bu kural çocuğunuzun ne söyleyeceğini harfi harfine bildiğiniz durumlar için de geçerlidir. Bütün insanlar söyleyeceklerinin önemli ve kendilerine özgü olduğuna inanırlar. "Ben bunu biliyorum..." veya "Siz giderken, ben dönüyordum..." havası insanlar arasına mesafe koyar ve yakınlaşmayı önler. Bu sebeple çocuğunuzun söylediklerini dinleyin ve hatta ona kendi söylediklerini geri-bildirimde bulunarak tekrarlayın. Böylece anlamış olduğunuzu açıkça belirtin. Bundan sonra onların da sizin söyleyeceğinize özel bir önem verme ihtimalleri artar. Eğer çocuğunuzu dinlemeye vaktiniz yoksa başınızdan savmak veya sözünü kesmek yerine, bunu kendisine açıkça söyleyin ve mümkünse uygun bir zamanınızda görüşmek istediğinizi söyleyin. 8) Çocuğunuz da - bütün insanlar gibi - temiz, düzenli ve iyi giyimli insanlardan hoşlanır: Çocuğunuzun karşısına mümkün olduğu kadar, temiz, düzenli ve iyi giyimli olarak çıkın. Bu sayılanlar mutlaka bütünüyle büyük maddi imkânları gerektirmez. Bu konuda gayret harcayın. Saçınıza, bakımınıza, el ve ayak temizliğinize özen gösterin. İnsanın kendine bakımı, kendisine olan saygısının aynasıdır. Bu sebeple kendi bakımına ve görünüşüne her ne sebeple olursa olsun özen göstermeyenin başkalarından özen ve saygı beklemeye hakkı olmayacağını kabul edin. Yukarıdaki satırlarda “çocuklar” kelimelerini çıkartabilir ve yerine “insanlar” kelimelerini koyabilirsiniz. İfade edilmek istenen fikirler ve anlam değişmez. Çünkü çocuğunuz da bir insandır ve bütün insanlarla olumlu ilişki içinde olmak için geçerli olan kurallar, çocuklar için de geçerlidir. Eğitimin temelinin insan ilişkisine dayandığı göz önüne alınırsa yukarıda sıralananların ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. ÖĞRENCİYİ ÇALIŞMAYA TEŞVİK ETMEK İÇİN Şimdi buraya kadar anlatılanların dışında bir konuya, öğrencilerin sınav kaygısına kısaca değinmek istiyorum. Öğrenmek için belirli bir düzeyde kaygı gerektiğini herkes biliyor. Velilerin büyük çoğunluğu öğrencilerin motivasyonunu yükseltmek için kaygı artırıcı yaklaşımlar içine girmektedirler: “Bu kafayla gidersen sınavı zor kazanırsın...”, “Bu çalışmayla sınavı nasıl kazanacaksın...” gibi yaklaşımların veliler açısından amacı, öğrencinin motivasyonunu yükseltmek, onları çalışmaya teşvik etmektir. Öğrenme beyinde hücreler arasında protein zincirlerinin kurulmasıyla gerçekleşir. Yüksek kaygı sırasında beyinde salgılanan maddeler, - başta norepinefrin - öğrenme için gerekli olan protein zincirinin kurulmasını engeller. Bu sebeple öğrencinin motivasyonunu artırmak için söylenen sözler büyük çoğunlukla öğrencinin kaygısının artmasına ve öğrenmenin azalmasına, dolayısıyla başarısının düşmesine yol açar. Sevgili anne-babalar, sınavlara - özellikle giriş sınavlarına - hazırlanan öğrencilerin %99'u öğrenme için gerekli kaygıya sahiptir. Eğer çabaları yeterli değilse bunun sebepleri başkadır. Bu yüzden öğrencilerinizi motive ederken kaygı artırıcı yaklaşımlardan uzak durun. Emin olabilirsiniz ki, birçok araştırmayla ortaya koyulduğu üzere, yükselen kaygı dikkati toplamayı, öğrenmeyi ve dolayısıyla başarıyı olumsuz yönde etkiler. Anne-babanın nasıl bir otorite uygulayacağına karar vermesi gerekir. Eğer çocuğunu korkutuyor, tehdit ediyor, cezalandırıyorsa güce dayanan bir otorite uygulamaya karar vermiş demektir. Böyle bir yaklaşım sonucu çocuklar kendisinden uzaklaşır, dersleriyle veya kendileriyle ilgili bir problemleri olduğu zaman bunu onlara danışmayı ve onlardan yardım almayı düşünmezler. Velilerin güce dayanan otoritesini artırdığı ölçüde de öğrenciler giderek velileri ve tavsiyelerini sevmemeye başlarlar. Birlikte bir şeyler yapmak sıkıntı ve eziyet haline dönüşür. Eğer veli öğrencisini yargılamadan, suçlamadan dinliyor, onu anlamaya çalışıyor, öğrenci ancak kendisine danıştığında ona akıl verip yol gösteriyorsa, saygıya dayanan bir otorite uygulamaya karar vermiş demektir. Bu tür bir yaklaşımla karşılaşan öğrenciler, böyle bir anne-babaya yakınlaşmak isterler, velilerinin varlığına ve ilgisine ihtiyaç duyar, onlarla birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Veli, saygıya dayanan otoritesini geliştirdiği ölçüde öğrenciler, anne-babalarını ve ders çalışmayı sevmeye başlarlar. Birlikte bir şeyler yapmak zevk haline dönüşür. Bir önemli nokta da, bir öğrencinin derse olan ilgisini ve başarısını onun okula verdiği değerin bir ölçüsü olarak görmektir. Her insanın ilgi ve becerileri farklıdır. Öğrencinin başarısızlığını okula verdiği önemde bir eksiklik olarak yorumlamayın. Birçok veli bu tür bir yanılgı içindedir. Lütfen siz olmayın. Anne ve babalar için söylediğimiz, öğretmenler için de geçerlidir: "Kendi varlıklarından memnun olan insanlar, iyi sonuçlar yaratırlar." EĞİTİMİN AMACI Öğretmenler için düzenlenen çeşitli eğitim seminerlerinde, meslektaşlarımla birlikte olmak, onların görüş ve tecrübelerinden yararlanmak imkânına sahip oluyorum. Bu çalışmalar sırasında eğitimin amaçlan konusunda tartışmak fırsatını buluyoruz. Öğretmenler eğitimin amaçlan olarak genellikle şunları sıralamaktadırlar: • Güven kazandırmak. • Hayatı sevdirmek. • Bilgi kazandırmak. • Beceri kazandırmak. • Olumlu davranışlar kazandırmak. • İşbirliği duygusunu geliştirmek. * Kendini sevdirmek. * Kendini ve sağlığını koruyacak alışkanlıklar kazandırmak. Sevgili anne-babalar, eğer eğitimin amaçlarının bu sıralananlar olduğuna inanıyorsanız, attığınız her adımın, söylediğiniz her sözün, içine girdiğiniz her eylemin bu amaçlara hizmet etmesi gerekir. Demek ki sınıf içindeki ve evdeki bütün davranışlarımıza ve öğrencilerle kurduğumuz bütün ilişkilere ışık tutacak olan ölçü, attığımız adımın, söylediğimiz sözün ve içine girdiğimiz eylemlerin, öğrencimizde eğitimin amaçları yönünde bir gelişme sağlamaya dönük olmasıdır. ÖZET Bu yazıda anne-babalara, daha iyi bir veli olmak konusunda bilgiler değil, "İnsanlar karşılarındakinden ne bekler?" sorusunun cevabı verilmektedir. Baskıcı tavırlar eğitim başarısını olumsuz yönde etkiler. İyi anne-baba "ilişki"nin öğrenmek kadar önemli olduğunun farkındadır. Aşağıda ana başlıklar şeklinde verilenlerin dışında davranılması, öğrenciyi eğitmek, onu topluma kazandırmak amacıyla çelişen sonuçlar verir: *Çocuğun yansıttığı kişiliği kabul edin. *Çocuğunuza seçme hakkı verin. *Çocuğunuzu utandırmayın. *Çocuğunuz övgü ve onay bekler. Bunu ondan esirgemeyin. *Çocuğunuza, size veya arkadaşlarınıza yardım etmek fırsatını verin. *Çocuğunuza doğru bilgi verin. *Çocuğunuzu iyi dinleyin. *Çocuğunuz da - herkes gibi - temiz, düzenli ve iyi giyimli insanlardan hoşlanır. Bunu unutmayın. *Öğrenciyi çalışmaya teşvik etmek için, kaygısını artıracak yaklaşımlardan uzak durun. Çünkü yüksek kaygı, beklenenin tam tersine sonuç verir. *Her insanın ilgi ve becerileri farklıdır. Bu sebeple öğrencinin derse olan ilgisizliği ve başarısızlığını, okula verdiği değerin bir ölçüsü olarak görmeyin. 18:30 - 12/11/2006 - yorum {1} - yorum yazÇocuklarımızı Nasıl Yetiştirmeliyiz? · Eğitim doğruları söylemek değil, doğruları yapmaktır. Çocuğunuza örnek olmaya gayret edin. Gerisi gelir. · Çocuğunuza vereceğiniz eğitimin amacı, onun sorumluluk düzeyini geliştirmek ve olgunlaşmasını sağlamak olmalıdır. · Çocuğunuza size işlerinizde yardım etme fırsatı verin. · Çocuklarınızın yanlışlarını değil, doğrularını yakalayın. · Çocuğunuza iyi şeyler söylemekten ve onu övmekten korkmayın. Şımaran çocukları hayat hizaya sokar. · Şımartmaktan kaçınayım derken güvenini zedelediğiniz çocuklara güven kazandırmak çok daha zordur. · Takdir edilen ve övülen çocuklar, anne- babalarını ve arkadaşlarını takdir etmeyi öğrenirler. · Atalarımız “taç giyen baş akıllanır” demişler. Çocuğunuza küçük başarıları karşısında olumlu sıfatlarla yaklaşırsanız ona en büyük hazine olan, kendine güven duygusunu kazandırırsınız. · Çocuğunuza ne derseniz öyle olma ihtimalini artırırsınız. “Tembel”, “sorumsuz”, “asi” , “inatçı” gibi olumsuz sıfatlar, bu özellikleri geliştirir. · Önemli olan çocuğunuzun kardeşine veya arkadaşına kıyasla ne kadar başarılı olduğu değil, kendi yapabileceklerine kıyasla ne kadar başarılı olduğudur. · Çocuğunuzun hatasını asla başkalarının yanında konuşmayın. Çocuğunuzu asla başkalarının yanında eleştirmeyin. · Sık eleştirilen çocuklar içe kapanık ve güvensiz olurlar. · Çocuğunuzun hayattan zevk almasına yardım edin. Onu mutlu eden etkinlikleri destekleyin ve bunu dile getirin. · Çocuğunuza bulunduğu yaştan daha büyükmüş gibi davranınız, olgunlaşmasına yardımcı olursunuz. · Olumsuz konuşarak motivasyon artırma yöntemi tarihe karışmıştır. Çocuğunuzu gayrete getirmek için olumlu tavır içinde olun. · Çocuğunuza olumsuz söz söylemeniz gerekiyorsa, sözü olumlu ve ona güvenizi belirten bir cümleyle bitirin. · Başarılı olanlar kendilerini sevenler, kendilerine güvenenler ve kendileriyle barışık olanlardır. Çocuğunuza bunları kazandırın. · Sevmeyi ancak severek öğrenebiliriz. · Sevmek ve sevilmek insanlara güneşi her açıdan aldıkları hissini verir. 08:21 - 11/11/2006 - yorum {3} - yorum yazŞu Hayatta Neler Öğrendik?Jackson Brown'un "Şu Hayatta Neler Öğrendik Neler!" adlı kitapçığından: 00:00 - 24/5/2006 - yorum {yok} - yorum yazSuç ve Çocuk
Geleceğin Suçlusunu Yetiştirmenin En Basit Kuralları:
20:27 - 23/5/2006 - yorum {yok} - yorum yaz
|
Hoş Geldiniz! TÜRKÇE ve EDEBİYAT İÇİN EĞİTİM VE DÜŞÜNCE SİTESİ GİRİŞ KİMLİK ESKİLER ELMEK KAYNAKLAR YENİLER @ SBS ve OKS SONUÇLARI @ YILSONU ETKİNLİĞİMİZ @ YORUMSUZ BİR ALINTI @ Temel Ögeler (Özne, Yüklem) @ Yardımcı Ögeler @ Cümlenin Ögeleri İle İlgili Uyarılar @ Fiillerin Bütün Çekimlerinin Tablosu @ Fiilerde Çatı @ Ek-Fiil ve Fiilimsi (Eylemsi) @ Yapılarına Göre Fiiler @ Fiillerde Basit ve Birleşik Kip @ Fiiler (Eylemler) @ Ad Tamlamaları @ Adlar @ Uygar(!) Avrupa'ya... SON YORUMLAR
ödev çatılar yarın sınava gircemm@@@@@@@@@@@q fiilimsi kompozizyon SINAV :)))))) fiilimsi kompozisyon KOMŞULAR - ferdagurel - baska - ivriz - ergenc - ereglim - erdenaymelek - tiktaknaz - arabatutkunu - takkkkk - gsultraslangs - boykotcu - turkkceegitimi - topbaserhan - kodadiarda - siiryarismasi - imlakilavuzu - applesugar - wolff - tayaz - turkceyasam - bassullumuhasebe - iremandgizem - meleginmarifetleri - 6bsimdi7b - turkcedersinehir |